-=|       |=-
 

.:  12.06.2008    :.

KAÇKAR  TV

“GÜNDEM”

 

 

SPİKER- Mutlu akşamlar Değerli İzleyiciler, KAÇKAR TV ekranlarında “Gündem” programında sizlerle birlikteyiz.

Rize kamuoyunun, daha doğrusu Doğu Karadeniz’de kamuoyunun gerek görsel basından, gerekse yazılı basından takip etmiş olduğu bir konu var. Sendikalar arasında yaşanan ve bunun paralelinde de ÇAYKUR’da çalışan işçilerin de dahil olmuş olduğu bir konu bu. Bir tarafta, yörede 55 yıldır sendikal faaliyetlerine devam eden Tek Gıda-İş Sendikası, diğer tarafta HAK-İŞ’e bağlı Öz Gıda-İş Sendikası ve bunun paralelinde geride bıraktığımız 2007 yılının Aralık ayından bu zamana kadar gelinen süreçte sendikalar arasında yaşananlar.

Öz Gıda-İş Sendikasının Genel Sekreteri ve şu an itibariyle Öz Gıda-İş Sendikasına üye olan ÇAYKUR’da çalışan işçiler bugünkü konuğumuz.

Bunun paralelinde yaşanan gelişmeleri hem işçilerden, hem de Öz Gıda-İş Sendikasının Genel Sekreteri Sayın Mehmet ŞAHİN’den almış olacağız.

Bu doğrultuda kamuoyu daha yakinen bilgi sahibi olacak. İşçiler de gerek Öz Gıda-İş Sendikasına üye olan işçiler, gerekse Tek Gıda-İş Sendikasına üye olan işçiler bu doğrultuda neler olup bittiğini hep birlikte, bu programda canlı yayın süresi içerisinde sorularımızla birlikte öğrenmeye çalışacağız.

Evet, bugün stüdyomuzda kalabalık bir katılımcıyla birlikteyiz.

Sırasıyla konuklarımızı tanıtmak istiyorum:

Sayın Mehmet Şahin: HAK-İŞ’e bağlı Öz Gıda-İş Sendikası Genel Sekreteri Mehmet Şahin. Sayın Şahin hoş geldiniz.

Şeyda Nur Şahin: Kendisi ÇAYKUR’da işçi olarak çalışıyor. Sayın Şahin siz de hoş geldiniz.

Kerim ERKAN: O da ÇAYKUR’da işçi olarak çalışıyor. Sayın ERKAN siz de hoş geldiniz.

Hüseyin Albayrak: Kendisi ÇAYKUR’da işçi olarak çalışıyor. Sayın Albayrak siz de hoş geldiniz programımıza.

Adnan Sivri: O da ÇAYKUR’da işçi olarak çalışıyor. Sayın Sivri siz de hoş geldiniz.

Mahmut Hazıroğlu: Kendisi ÇAYKUR’da işçi olarak çalışıyor. Sayın Hazıroğlu siz de hoş geldiniz.

Tevfik Hançeroğlu: Kendisi ÇAYKUR’da işçi olarak çalışıyor. Sayın Hançeroğlu siz de hoş geldiniz.

Evet, yeni sendikanızın Genel Sekreteri burada.

Sizler daha önceki zaman dilimleri içerisinde Tek Gıda-İş Sendikasına üyeydiniz, yani Sendikanız Tek Gıda-İş Sendikası idi. Tabii, sizlere neden sendika değiştirdiğinizi soracağız. Ama önce Sayın Şahin’e sormak istiyoruz. Sayın Şahin, sizi buralara getiren neden ne idi? Sizi işçiler mi çağırdı, yoksa başka nedenlerle mi buraya geldiniz? Bu paralelde Öz Gıda-İş Sendikasının uygulamış olduğu sendikal politikayı bize bir anlatır mısınız?

Buyurun Sayın Şahin.

 

MEHMET ŞAHİN (Öz Gıda-İş Sendikası Genel Sekreteri)- Öncelikle şahsınızda, bölgenin tarafsız ve güçlü televizyonu KAÇKAR TV’ye, şahsım, sendikam ve işçi arkadaşlarım adına bizlere böyle bir imkanı sunduğunuz için teşekkür ediyorum.

Bu vesileyle, bölgedeki hemşerilerime, ÇAYKUR’da çalışan emekçi kardeşlerime saygılarımı ve sevgilerimi iletiyorum.

Yaklaşık 6 aydır bölgede bir sendikal faaliyet yürütüyoruz. Bu vesileyle misafirdik, ama bugün artık Rizeli olduk sayılır. 6 ayı tamamladık inşallah.

Biz buraya niçin geldik? Burada neler yapıyoruz? Bundan sonra neler yapacağız? Bunu, bugün işçi arkadaşlarımla birlikte dilimiz döndüğünce sizlere anlatmaya çalışacağız.

Buraya geleli yaklaşık 6 ay oldu. Birçok spekülasyonlar yapıldı. Gerektiğinde cevaplar verdik. Ama sabırla, azimle ve kararlılıkla örgütlenme faaliyetlerimizi devam ettirdik.

Öncelikle şunu belirtmek istiyorum: Bizi bölgeye getiren güç, bölgedeki işçi arkadaşlarımızdır.

Sendikaların muhatabı işçilerdir. İşçilerin teveccüh gösterdikleri yerde ancak bizler var olabiliriz. Onların teveccüh göstermedikleri yerde hiçbir şekilde var olma imkanımız olamaz. Belki kısa süreler için olabilirsiniz, ama kalıcı olamazsınız.

Peki niçin geldik? Gayet tabii ki, ÇAYKUR’da çalışan işçi arkadaşlarımızın daveti üzerine geldik buraya. Bunu müteaddit defalar tekrarladık. Bugün bir kere daha tekrar ediyorum. Biz, ÇAYKUR’da çalışan işçi arkadaşlarımızın daveti üzerine buraya geldik.

Bu davet çok yoğun ve uzun süreli devam etti. Biz de kendi kanallarımızdan arkadaşlarımızın davetlerinin haklı olduğunu tespit ettik ve Aralık 2007’de kolları sıvayarak, bölgede faaliyetlerimize başladık.

SPİKER- İşçi arkadaşlar bir takım sıkıntıları sizlere ilettiler mi?

MEHMET ŞAHİN (Öz Gıda-İş Sendikası Genel Sekreteri)- Gayet tabii ki.

SPİKER- Bu sıkıntıları da biraz açarak değerlendirmenizi alabilir miyiz?

MEHMET ŞAHİN (Öz Gıda-İş Sendikası Genel Sekreteri)- Bugün bölgedeki 8 ayrı yerdeki bürolarımızda, Genel Merkez’den gelen arkadaşlarımız ve ÇAYKUR’da çalışan gönüllü işçi arkadaşlarımızla birlikte, nasıl bir sendikacılık yapacağız, ÇAYKUR’da çalışan işçi arkadaşlarımızın problemleri nelerdir ve bu problemleri birlikte nasıl çözeceğiz konularını konuşuyoruz. Bugüne kadar yaptığımız faaliyet budur. Herkes şahittir ki, bunun dışında hiçbir polemiğe, hakkımızda akla hayale sığmayan karalama kampanyalarına rağmen cevap vermedik, muhatap almadık, bundan sonra da bunları muhatap almayacağız.

 

Bizi bölgede tutan güç ÇAYKUR işçisidir. ÇAYKUR işçisi bizi istediği müddetçe Feriştah’ı gelse bizi bölgeden kimse kovamaz, çıkartamaz. Buranın sahibi işçilerdir. İşçinin sahip olduğu yerde de işçinin sözü geçer. İşçi kimi isterse onu getirecek, kimi isterse de kulağından tutup dışarı atacak. Bu kadar basit.

Bir kere herkesin bunu bu şekilde anlaması lazım. Suçu kabahati başka yerlerde aramaması lazım. Haklının kim olduğunu bütün herkes anlayacak.

İlk geldiğimiz gün ilan ettik ve dedik ki, sendikaların patronu işçidir. Sahibi işçiyse, patronu işçiyse, o zaman sendikalarda işçinin sözü geçecek, işçinin dediği olacak. Onun istemediği olmayacak. İşçiye hizmet edenler var olacak, işçiye hizmet etmeyenler tası tarağı toplayıp gidecek. Gitmesini bilmeyenleri işçi arkadaşlarımız göndermesini bilirler.

SPİKER- Daha önce katılmış olduğunuz programlarda şunu ifade etmiştiniz: “Sendikamıza ilk zaman dilimi içerisinde üye olanlar ile sonraki zaman dilimi içerisinde üye olanlar arasında hiçbir fark olmayacak. Biz yetkili sendika olursak, sandığı işçinin önüne koyacağız.” O sözleriniz şimdi de geçerli mi?

MEHMET ŞAHİN (Öz Gıda-İş Sendikası Genel Sekreteri)- Şimdi izin verirseniz, kısaca bir açıklama daha yapayım.

Biz ne yapmaya çalışıyoruz? Biz hakikaten zor olan bir işe talibiz. Bölgede bir zihniyet devrimi yapmaya çalışıyoruz. Eğer bu zihniyeti değiştirebilirsek, meselelerimizin büyük çoğunluğunu halledeceğimize inanıyoruz. Bu zihniyeti değiştirmezsek, eğer bu zihniyetle devam edersek, bölgeye A sendikasının gelmesi, B sendikasının gitmesinin işçi arkadaşlarımıza bir faydası olmayacaktır.

Geldiğim günden beri bütün işçi arkadaşlarım şahittir ki, ben doğru bildiğim sendikacılığı anlatıyorum onlara. Öz Gıda-İş propagandası yapmıyorum burada. Doğru bildiklerimi söylüyorum ve onlardan da istirham ediyorum. Benim doğru bildiğim şeyleri paylaşıyorsanız, lütfen siz de bu doğruların arkasında olun. Yalancıların arkasında olmayın. Doğruları bilmeyen sendikalara da hadlerini bildirin. Bu isterse Öz Gıda-İş Sendikası olsun.

Eğer sizler bizi yetkilendirirseniz ve geldiğimizde bu söylediklerimizi yapamazsak, ilk yapacağınız iş de bizi daimi şekilde cezalandırmak olsun diyorum. Bu zihniyeti değiştirebilirsek, işçi arkadaşlarımız sendikanın sahibinin kendisinin olduğunu anlarsa, o zaman kimse gelip işçilerin üzerinde derebeylik yapamaz. Sendikacılar, işçilerin hizmetkarı olduklarını öğrenecekler. Bunu öğretecek olanlar da buranın sahibi olan işçilerdir. Demek ki önce işçi arkadaşlarımızın bunu böyle anlaması lazım. Bunu birlikte paylaşıyoruz. Sendikacılığın ne olduğunu anlatmaya çalışıyorum. Haklarımızın hukuklarımızın neler olduğunu anlatmaya çalışıyorum. Ellerindeki gücün farkına varmalarını arzu ediyorum.

Bunu sadece sendikacılık alanı ile de sınırlı tutmuyorum. Bütün alanlarda bu böyledir. Siyasi faaliyetlerimizde de böyledir, dernek ve vakıf faaliyetlerimizde de böyledir. Oyu veren eğer bizlersek, çoğunluğu oluşturan eğer bizlersek, o zaman bizim meselelerimize sahip çıkacak, bizi doğru temsil edecek insanları parlamentoya gönderelim. Vakıflarımıza biz seçelim, derneklerimize biz seçelim, sendikalarımızı biz seçelim. Bizim sesimizi oralarda seslendirebilecek insanlar olursa, o zaman problemlerimizin hallolması için bir şansımız olabilir. Bu, sendikacılık için de böyledir. İşçinin sesi olacak, işçiye hizmet edecek sendikacıları işçi arkadaşlarım kendi aralarından seçsinler istiyorum.

Bölgede bir zihniyeti değiştirelim ki ve bir defa bunu yapmayı işçi arkadaşlarım öğrensinler ki, ondan sonra bir daha benzeri sendikacılar veya sendikalar gelip burada yan gelip yatmasınlar. İşçi üzerinden, sendikacılığın dışında başka faaliyet gösteremesinler. Bütün arzum ve emelim budur. Bunu yaptığımda, kendimi bahtiyar hissedeceğim. İşçi arkadaşlarıma ilk gün de bunu söyledim, bugün de bunu söylüyorum, yarın da bunu söyleyeceğim.

SPİKER- Biten bir yılın son ayında buraya geldiniz. Bu zaman zarfı içerisinde ÇAYKUR’da mevcut sendikayla toplu iş sözleşmesinin imzaları atılmıştı. Bu süreçte yanlışlıklar tespit ettiniz mi?

Biraz sonraki sorumun paralelinde şunu sormak istiyorum: Bölgede yakın zamanda birtakım olaylar meydana geldi. İşçinin 10 gün ücretli 1 saat izinli yazılmak kaydıyla dışarı çıkartılması söz konusu oldu. Toplu iş görüşmelerinde Tek Gıda-İş Sendikasındaki yanlışlıkları tespit edip, işçi arkadaşlara söylediniz mi veyahut Öz Gıda-İş Sendikası olarak siz var olsaydınız, bu imzaları atar mıydınız?

MEHMET ŞAHİN (Öz Gıda-İş Sendikası Genel Sekreteri)- Şimdi oraya gelmeden önce bir konuyu daha açıklığa kavuşturmak istiyorum. Zaten yaşanan problemleri buradaki işçi arkadaşlarım bizzat kendileri ifade edecekler.

Şimdi öncelikle şunun tespitini yapalım: 52 yıldır burada sendikacılık yapanlar var. 52 yıldır burada bir sendika var. Peki Öz Gıda-İş geldikten sonra acaba bölgede bir değişiklik oldu mu? İşçi arkadaşlarımızın şartlarında, onlara yapılanlarda bir değişiklik oldu mu?

Ellerini vicdanlarına koysunlar, ÇAYKUR’da çalışan bütün işçi arkadaşlarım bunu söylesinler. Sizler de bu soruyu sorun kendilerine. Sorduğunuzda en azından şu cevabı alacaksınız: “Öz Gıda İş’e teşekkür ediyoruz. Öz Gıda-İş geldikten sonra bölgede bir devir kapanmıştır.”

Bunu ben daha önce de ifade ettim. Öz Gıda-İş geldikten sonra Doğu Karadeniz’de bir tarih sona erdi. Bir sayfa kapandı, yeni bir sayfa açıldı.

Neden böyle oldu? Çünkü burada bir tekel düzeni vardı. Tek bir sendika vardı. Dolayısıyla işçiye hürmet etmiyordu. İşçinin ayağına gitmiyordu. İşçiyi hor görüyordu. Kendisini oraya seçen, maaşını veren işçiye tenezzül etmiyordu. Çoğu işçiden habersizler. Fabrikaların yerlerini bilmiyorlar.

Öz Gıda-İş geldikten sonra ne oldu? Rekabet geldi. Demek ki, rekabetin olduğu yerde hizmet var. Keşke iki tane değil de, bölgede üç tane, dört tane, beş tane sendika olsa ve hepsi de işçiye hizmet etmeye talip olsa. O zaman göreceksiniz ki, bundan kazançlı çıkanlar işçi arkadaşlarımız olacaklardır. O nedenle rekabetin yanında olalım. İyi hizmet eden, kendine güvenenler sendikacılık yapsın.

Bununla ilgili bir ara bilgi daha vereyim. Biliyorsunuz, Parlamentoda bizim öncülüğünü yaptığımız 2821 sayılı Sendikalar ve 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt yasalarında değişiklikler yapılacak. Bu kanunlar 12 Eylül rejiminden kalma antidemokratik kanunlardır. Bundan dolayı Türkiye, ILO’nun (Uluslararası Çalışma Örgütü) kara listesinde yer alıyor. Biz de Konfederasyon olarak bunların değiştirilmesi için gayret sarf ediyoruz.

Buradaki temel esprimiz şu: İşçinin lehine olan, demokratik örgütlenmesini kolaylaştıracak, hak ve hukukunu daha rahat müdafaa edebilecek bir hukuki mevzuata kavuşalım.

Onun için buradan müjde veriyorum. Bu kanunlar, Alt Komisyonundan geçti. İnşallah önümüzdeki günlerde Meclis’e indiğinde ve kabul edildiğinde, iki üç tane önemli gelişme yaşanacak.

Birincisi, artık barajlar kalkacak. Şu an yüzde 10 barajı var. Bir iş kolunda yetkili sendika olarak faaliyet gösterebilmeniz için o iş kolunda çalışan toplam işçi sayısının yüzde 10’u kadar bir üyenizin olması gerekiyor. Bunu kaldırıyoruz. Bunu sıfırlıyoruz. Kendine güvenen sendika kursun ve rekabet olsun. Birinci istediğimiz bu.

İkincisi, daha da önemlisi bir gelişme, noter şartını kaldırıyoruz. Bugün bir işçi arkadaşımız mevcut sendikasından istifa edip başka bir sendikaya üye olmak istediğinde yaklaşık 100 YTL’ye kadar bir masraf ödüyor. Şu anki süreçte bu maddi bedeli ödüyor. Bir insan, bir siyasi partiye üye olmak istediğinde, gayet rahat gidip, üyelik formunu doldurup, imzasını attığında üye olabiliyor. Peki sendikaya üye olmak istediğinde niye noter şartı getiriyorsunuz? Biz diyoruz ki, bu şartı kaldıralım. İşçinin bir sendikaya üye olabilmesi, yine o sendikadan istediğinde istifa edebilmesi kolaylaşsın. Getirilmesini arzu ettiğimiz ikinci büyük yenilik de bu.

Yine, iş kolu sayısı da 28’den 19’a veya 18’e düşecek. Bu da şunu getirecek: Daha büyük ve daha güçlü sendikalar ortaya çıkabilecek. Bu konuda da bir yenilik getiriyoruz.

Buradan işçi arkadaşlarıma bunları müjdeliyorum. Bundan sonraki dönemde inşallah işçi arkadaşlarımız, hukuki mevzuat açısından çok daha rahat faaliyet şartlarına sahip olabilecekler.

Şimdi bizi buraya getiren sebepler nelerdi? Bizi işçi arkadaşlarımız davet etti. Bizi davet ettiklerine göre, demek ki bu arkadaşlarımızın burada çözülemeyen meseleleri var. Mevcut sendikanın faaliyetlerinden memnun değiller ki, bir başka sendikayı burada görmek istiyorlar. Bu problemlerini çözebilecek bir sendikayı burada görmek istiyorlar. İşin aslı budur. Bunun ötesinde başka spekülasyonlara gerek yok. Eğer mevcut sendika da aksini iddia ediyorsa, burada çıkıp söyleyecek, “52 yıldır sizler için biz şunları şunları yaptık arkadaşlar. Bizi terk etmeyin…” Veya ne söyleyecekse veya ne projeleri varsa, onu çıkıp burada söyleyecekler.

Ama biz, geldiğimiz günden beri işçi arkadaşlarımızı bilgilendiriyoruz, onlara ümit veriyoruz, onlara cesaret veriyoruz, onlarla ortak projeler yapıyoruz. Buna karşılık başkaları, işçiyi tehdit ederek, korkutarak, bu örgütlenmeyi engellemeye çalışıyorlar.

Onlara da söyledim, biz birbirimizin muhatabı değiliz. Onlar bizi istedikleri kadar karalasınlar, istedikleri kadar muhtelif televizyon kanallarında bu iş için paralarını döksünler, başka yerlere istedikleri kadar para harcasınlar, ama bu örgütlenmeyi engelleyemeyecekler. Ta ki ÇAYKUR işçisi bizden vazgeçmedikçe. Bunun aslı budur.

Peki, o zaman buradaki problemler neler? Hangi problemler çözülemedi ki, biz bugün buradayız?

Bunları beş altı ana başlık halinde özetleyerek, ÇAYKUR’da çalışan işçi arkadaşlarımızın ve bölge halkının da dikkatlerine sunmak istiyorum.

SPİKER- Nedir bunlar?

MEHMET ŞAHİN (Öz Gıda-İş Sendikası Genel Sekreteri)- Birinci büyük problem, örgütlenme yapısı ve seçim sistemindeki bozukluk. İşçi arkadaşlarımızın en fazla şikayet ettikleri konuların başında bu geliyor. Bu konuyla ilgili, yine ÇAYKUR’da çalışan, başından beri bizimle gönüllü olarak faaliyet gösteren arkadaşlarımızla, Tevfik HANÇEROĞLU arkadaşımız da burada, kendisi bu meseleyi işçi arkadaşlarımız adına dile getirsin. Daha sonra bunu nasıl birlikte çözebiliriz konusunu söyleyeyim.

SPİKER- O zaman Sayın HANÇEROĞLU ile başlayalım.

Sayın ŞAHİN seçim sistemindeki yanlışlıkları ifade etti. Bir de rekabetin olduğunu belirtti. Şimdi siz, Öz Gıda-İş Sendikası buraya gelmeden önce Tek Gıda-İş Sendikasına bağlıydınız. Aidatınızı oraya ödüyordunuz. Hakkınızı da Tek Gıda-İş Sendikası arıyordu.

Peki, Öz Gıda-İş Sendikası bölgeye geldikten sonra sizin hayatınızda ne gibi değişiklikler yaşanmaya başladı? Tek Gıda-İş Sendikasından istifa etme sürecinde en büyük etken ne oldu? Seçim sistemiyle ilgili yaşamış olduğunuz sıkıntı neydi? Şu an itibariyle mevcut üyesi bulunduğunuz Öz Gıda-İş Sendikası ki, Sayın Genel Sekreter Mehmet ŞAHİN de bunu daha önceki programlarda ifade etti: Sandığı biz işçinin önüne koyacağız. Siz, birinci gelseniz de, onuncu gelseniz de hiçbir şey fark etmez. İşçinin dediği olacak dedi.

 

Buyurun sizi dinliyoruz Sayın HANÇEROĞLU.

 

 

TEVFİK HANÇEROĞLU (İşçi)- KAÇKAR TV’ye çok teşekkür ediyorum.

Aynı zamanda yöre halkına ve çay üreticisine, çay işçisine de buradan saygılarımı sunuyorum.

Şimdi bu işin başlangıcı çok önemlidir. Belli noktalarda belli sıkıntılarımızı defalarca dile getirmemize rağmen, birçok kez mevcut sendika tarafından bu sıkıntılarımız dikkate alınmadı.

Dolayısıyla biz de bir hareket başlattık. Biz bütün arkadaşlarımızla bu konuları istişare ettik. Bizim istifa tarihimiz 2007 yılının 12. ayının 11’i. Ama biz ondan önce de birçok arkadaşımızla bu işin altyapısını oluşturduk. Gittik Öz Gıda-İş Sendikasına ricada bulunduk. Lütfen, gelin konuşalım dedik. Heyetler oluşturduk. Defalarca görüştük arkadaşlarımızla.

Bu insanlar buraya birilerinin baskısıyla değil, sadece ÇAYKUR işçisinin, dolayısıyla bizlerin talebi üzerine gelmişlerdir. Dolayısıyla burada bir art niyet aramamak lazım. Ancak aramaları gereken şey, kendilerindeki eksikliklerdir. Bu zamana kadar, 52 yıldır bölgeye ne yaptıklarını düşünsünler.

Ben 19 yıldır bu sendikaya aidat ödüyorum. Asla, ne eski sendikamı ne de yenisini kötülemiyorum. Çünkü şu anda her ikisi de Türkiye’nin önemli sendikalarıdır. Çamur atma işini yapmıyoruz. Orada çalışanlar da Türkiye Cumhuriyeti’ne vergi veriyor, burada çalışanlar da Türkiye Cumhuriyeti’ne vergi veriyorlar. Çıkıp da birilerini, işte şöyledir, böyledir diye küçük düşürmeye çalışacağımıza, kendi yaptığımız işleri ön plana çıkararak kendimizi yüceltmeye çalışalım.

Ben şimdi soruyorum arkadaşlara: Siz 52 yıldır bu memlekete ne yaptınız? Şimdi bakalım her yıl ortalama 6 trilyondan. 52 yıldır ortalama 400 trilyon lira ediyor. Şu anda 14 bin işçi var, 43 bin işçinin olduğu dönemler de vardı. Eski parayla 400 trilyonla, bu ÇAYKUR üreticisinin, ÇAYKUR işçisinin parasını siz hizmet olarak ne yaptınız? Bana gösterin, ben yaptığım işlerden özür dileyeceğim. Eğer 10 yılda bir okul yapmış olsaydınız 50 yılda 5 okulunuz olurdu, 20 yılda bir sağlık ocağı yapmış olsaydınız şimdi 2,5 sağlık ocağınız olurdu. Ama hiçbir şey yapmadınız. Üstelik de hak arayan işçiler ortaya çıktığı zaman, onları “yağmacı, bozguncu” diye aşağılamaya çalıştınız.

 

Böyle bir sistem yok. Her ay sendikam diye size 60 YTL veren ben, sizi avukat olarak seçen ben, ama bu zamana kadar bütün ihtiyaçlarınızı benim kaynaklarımla gideren ve en az hizmeti bana getiren siz.

SPİKER- 19 yıl dediniz. Bu uzun bir süre. Peki, bu sorunlarınızı Tek Gıda-İş Sendikasındayken oradaki yetkili sendika başkanına veya sizden sorumlu olan insanlara ilettiniz mi?

TEVFİK HANÇEROĞLU (İşçi)- Defalarca dile getirdik. Zaten en son kopma noktası da son sekiz yıl. Tek Gıda-İş’in son sekiz yılı çok önemli. Son dönemdeki uygulamalar tamamen farklılaştı.

İşte atama sistemleri, seçim sistemleri falan değişti. Bir fabrikada bir başkan, iki sekreter olurdu. İnsanlar konuşabilir, anlaşabilirdi. İki çay fabrikası arasındaki uzaklık 200 kilometre. Ama bunu tek şube yaptınız. Bir sıkıntı olduğu zaman fabrikadaki işyeri temsilcisi arkadaşla görüşüyorsunuz. Birçok yerde sendika temsilcisi falan da yok. Mesafeler çok uzak. Çok büyük bir dengesizlik söz konusu. İşçi direkt olarak ulaşabileceği bir makam bulamıyor. Atanan işyeri temsilcilerinin çoğu da 3-4 ay çalışıyor. Oysa senede 3-4 ay çalışan bu insanlar, 12 ay işçi arkadaşlara hizmet vermek zorundalar. Nasıl verecek bu hizmeti? Önceden işyeri başkanları ful çalışırlardı. Şimdi o da yok. Bunu da kaldırdılar.

Bu şubelerin kapatılması bizi o kadar etkilemiştir ki, yeni yapılanma süreci içerisinde de bir türlü aradığımız sistemi ve düzeni bulamamışızdır. Atanan kişilerle kişilik olarak bizim bir sıkıntımız yok. Hiçbirine kötü bir söz söyleyemem. Sadece bizim söylemiş olduğumuz şey, bu ağabeylerimiz sendikacılığı iyi yapamadılar. 50 yıldır bu bölgede olmalarına rağmen, buradaki ağabeylerimiz sendikacılığı iyi yapamamışlardır. Bizim söylemek istediğimiz budur. Biz bugün hakkımızı arıyoruz.

Öz Gıda-İş Sendikasının Genel Sekreteri Sayın ŞAHİN buradalar. Biz onlara şunu söyledik: Eğer siz, bu söylediklerinizi yapamazsanız, verdiğiniz sözleri tutamazsanız, emin olunuz ki biz de yarın sizi değiştirmekten hiç çekinmeyeceğiz. Biz birilerinin güdümünde değiliz. Birilerinin söyledikleriyle bir yere gitmedik. Birilerinin koltuğu altına da sığınmadık.

İşçinin aidatlarıyla neidüğü belirsiz gazetelerde iki gündür bir şeyler yayınlatılıyor. O gazetelerin ne amaçla dağıtıldığını ve kimlere hizmet ettiğini biliyoruz. Birçoğuna verilen o paraların, bugün Güneydoğu Anadolu’da askerlerimize, polislerimize mermi olarak geri döndüğünü de biliyoruz. Yeri geldiği zaman bunları da konuşacağız. Benim paramı götürüp, oradaki askerlere mermi atan kişilerin destekçilerine vermeyeceksiniz. Benim paramı yerken on sefer düşüneceksiniz. Çünkü ben, çalıştığımı evime götürüp, çoluğumla çocuğumla yerken on kere düşünüyorum. Ben on iki ay çalışıyorum, ama diğer tarafta dört ay çalışan arkadaşım var.

Evet, bizim sıkıntılarımız çok fazla.

SPİKER- Seçim sisteminden bahsettiniz ve Öz Gıda-İş Sendikası Genel Sekreteri Sayın ŞAHİN’e bunu ifade ettik dediniz. Peki, bu doğrultuda almış olduğunuz cevap sizi tatmin etti mi?

TEVFİK HANÇEROĞLU (İşçi)- Bizi son derece tatmin etmiştir.

Bugün güzel bir sistem kuruldu. Daha önceki bir başkan, iki sekreterlik sistemi devam edecek. Üstelik de dört yıl seçim olayımız olmayacak. Yani, diyelim ki adam sendika başkanı olarak seçildi. Daha dört yıl var seçime diyerek, yan gelip yatıyordu dört sene. Birçok yerde bu böyle olmuştur. Son bir sene çalışıyordu. Eğer o fabrikada bulunan işçi arkadaşlarımızın yarısının bir fazlası “Biz sendika başkanımızdan memnun değiliz” derse, bu Genel Merkez için de geçerlidir, orada o imzayı toplarlar ve seçim iptal edilir. Sandık tekrar bir daha işçi arkadaşlarımızın önüne konulur.

MEHMET ŞAHİN (Öz Gıda-İş Sendikası Genel Sekreteri)- Ben bir şey eklemek istiyorum.

Şimdi birinci tespit ettiğimiz problem, Tevfik arkadaşımızın bahsettiği konu. Yani bu insanların her şeyden önce kişilik ve onurlarıyla ilgili bir hadisedir. Bizim de çok önem verdiğimiz bir hadisedir bu. Yani işçinin iradesinin hükümdar olmadığı bir yerde sağlıklı hiçbir faaliyet yapılamaz.

Bu sorunla ilgili biz ne yapacağız? Çok basit. Bizim sendikacılığımızda seçimin dışında hiç kimse hiçbir yere gelemez. Ben de Eylül 2007’de Öz Gıda-İş  Sendikası Genel Kongresinde seçilerek gelen birisiyim. Bu kongreyi, Tevfik ile birlikte ÇAYKUR’dan birçok arkadaşımız gelip izlediler. Daha sonra HAK-İŞ’in Kongresine de geldiler. Yani nasıl seçim yapılıyor, nasıl seçiliyor, görev yapamayanlar oy birliğiyle nasıl ihraç ediliyorlar; bunları bizzat gelip görmüşlerdir.

Buradaki arkadaşlara vaadimiz şu: Yetkiyi aldığımız gün, bölgelerdeki 46 fabrikada sandıkları işçi arkadaşların önüne koyacağız. İşçi arkadaşlarım kimi istiyorlarsa, onu seçecekler.

İlk gelen arkadaşlarımın birçoğu burada olmasına rağmen, onlara da söylediğim şu: Yarın yetkiyi aldığımız zaman bütün ÇAYKUR işçisi bizim nazarımızda eşittir. Sandığı koyarız. Eğer siz de bu işe talipseniz ve eğer arkadaşlarınız sizi seçiyorlarsa, sizler seçilmiş olarak gelirsiniz. Seçilenlerin başımızın üzerinde yeri var. Biz kimseyi bir yere tayin etmiyoruz. Emeklilerle sendikacılık yapmıyoruz. Dediğim gibi ÇAYKUR’un bütün fabrikalarında da seçim olacak. İşçi istediğini seçecek ve hesap soracak.

Bir yenilik daha getiriyoruz. Tevfik arkadaşımızın kısaca bahsettiği gibi, işçi arkadaşlarım, seçtikleri başkan ve yardımcılarına dört yıl süreyle katlanmak zorunda da değiller. Biz de Genel Merkez olarak denetleme vazifesini yerine getireceğiz. O arkadaşlarımız, şayet seçildikleri fabrikada arkadaşlarına hizmet etmiyorlarsa, eğer fabrika onlardan şikayetçi ise, bir oylama daha yapacağız. Şayet memnun değillerse, fabrikada çalışanlarının yarıdan bir fazlası derse ki, “Biz seçtik, ama memnun değiliz. Değiştirmek istiyoruz”. O seçimi fesh edeceğiz ve yeniden seçim yaptıracağız. Böylece ne yapmış olacağız? Çalışmayanlar, başka maksatlarla buraya gelenler bu çatının altında yer bulamayacaklar kendilerine. Bunu birkaç yerde yaptığınızda göreceksiniz ki, bütün fabrikalardaki sendikacı arkadaşlar, gerçekten arkadaşlarına hizmet etmek isteyen dürüst ve sevilen insanlardan oluşmuş olacaklar.

Peki, sendika olarak benim bundan kazancım ne olacak? Bölgede sevilen, dürüst, çalışkan arkadaşlar sendikaların yetkili organlarına seçilirlerse, ben de sendika olarak o yörede güçlü olurum. Ben eğer o yörede sendika olarak güçlü olursam, o zaman bölgede güçlü olurum ve ÇAYKUR işçisinin problemlerine de sahip çıkarım, çay üreticisinin sorunlarına da sahip çıkarım. Yarın birisi çayınıza el uzatmaya kalktığında, ben bütün Doğu Karadeniz’i yanıma alarak, gerekiyorsa sokağa da dökülürüm. Çaya uzanan eli uzatmasını da bilirim.

Buradan ilan ediyorum ve tekrar söylüyorum: Eğer istediğimiz bu örgütlenmeyi bölgede yapabilirsek, göreceksiniz ki, bu sendika, bölgenin en önemli tayin edici organlarından, kurumlarından birisi olacaktır. İşçi arkadaşlarıma sürekli olarak anlatmaya çalıştığım da budur. Seçim ve örgütlenme sistemimiz böyle olacak.

Buradan bir kere daha tekrar ediyorum: Bugüne kadar yanımda gördüğünüz arkadaşların tamamı gönüllülük esasına göre çalışmaktadır. Kimseye bir sözümüz ve taahhüdümüz yoktur. Yetkiyi aldığımız gün sandığı işçi arkadaşların önüne koyacağız. Herkes hür iradesiyle kendi bölgesinde, kendi fabrikasında istediği sendikacıları seçecek, beğenmediğinde de görevden alacak.

SPİKER- Peki, Şeyda Nur ŞAHİN sizinle devam edelim.

Sizi sendika değiştirmeye iten nedenlerin başında neler var? Sayın HANÇEROĞLU kendince birtakım nedenler ifade etti. Öz Gıda-İş Sendikası burada yokken ÇAYKUR’da çalışan bir işçi olarak, özellikle de bayan bir işçi olarak ne gibi haklarınız var idi veya yok idi? Sorunlarınızı sendikanıza aktarabiliyor muydunuz? Bir muhatap bulabiliyor muydunuz? Size verilen cevaplar ne oluyordu?

 

Bayanları temsilen lütfen buyurun.

ŞEYDA NUR ŞAHİN (İşçi)- Öncelikle buradan şu anda bizi izleyen bütün işçi kardeşlerime saygılarımı, hürmetlerimi sunarım.

 

Tabii ki buradaki büyüklerimiz belli sorunlara değinecekler, fakat ben de bayanların neden böyle bir tercih içerisine girdiğini cevaplamaya çalışayım.

Bayanlar, çalışma hayatında Türkiye’de büyük bir çoğunluğu teşkil etmiyorlar, çalışma hayatında azınlıkta kalıyorlar. Bütün işyerlerinde, özellikle de kamusal alanlarda aslında onların bayan olmalarından dolayı değişik sorunları olduğu pek göz önüne alınmıyor. Bayanların sendikal hakları iş kanunlarına göre sosyal haklar açısından baktığınız zaman tabii ki demokratik bir ülkede yaşıyoruz, ama…

SPİKER- Size sağlanmış sosyal hakları biliyor musunuz?

ŞEYDA NUR ŞAHİN (İşçi)- Tabii ki bir işçi olarak bilebileceğim şekilde biliyorum.

Mesela, bir yasal doğum izni var. Bu hak her sendikada hemen hemen eşittir. Bunun gibi sosyal haklar. Mesela yasal izinler var. Süt izni gibi. Biliyorsunuz bayanların doğum sonrasında süt iznine çıkma hakları var. Bunlar sabit haklar. Bunlar iş kanunlarında zaten var. Ama bir bölgede farklı kurumlarda çalışan bayanlara, çalışma ortamlarına göre verilen haklar konusuna sorunlar var. Takdir edersiniz ki, ÇAYKUR’da çalışma şekilleri diğer kurumlardan farklıdır.  Bu nedenle farklı bir kurumda çalışma şekillerinin o ortama göre düzenlenmesi gerekmektedir.

Eski sendikamızda bize sağlanan sosyal hakların hepsi yerine getirildi mi? Hayır getirilmedi. Mesela, normalde kreş olayı vardır. Bayan işçi sayısı 150 kişiden fazla olan işyerlerinde mutlaka kreş açma zorunluluğu vardır. Ama bizde bu uygulanmadı. Ben on senedir bu kurumdayım, ama böyle bir uygulamayı görmedim.

SPİKER- Verdiğiniz rakamlar işyerinizde mevcut mu?

ŞEYDA NUR ŞAHİN (İşçi)- Tabii ki mevcut. 900 küsura yakın bayan çalışan arkadaşımız var kurumda çalışan.

Bu konuyu detaylandırabilirim, ama bir işçi olarak daha fazla ayrıntıya girmek istemiyorum. Bu konuda uzmanlarının katılımıyla bir sempozyum yapmayı düşünüyoruz.

SPİKER- Sayın ŞAHİN size Öz Gıda-İş Sendikasının bu konulara bakışını nasıl anlattı? Bu konuda neler söyledi? Neler yapabileceklerini ifade etti?

 

ŞEYDA NUR ŞAHİN (İşçi)- Bugün teknoloji devrinde yaşıyoruz. İnterneti açtığımız zaman, geçmiş tarihleri kolayca tarayabiliyorsunuz. Öz Gıda-İş veya başka sendikaların kadınlar konusunda neler yaptıklarını zaten görebiliyoruz.

Tabii, onları şahsen tanıdıktan sonra, içlerine girdikten sonra güvenimiz son derece arttı, daha fazlalaştı. Ama biz, zaten Öz Gıda-İş’e araştırarak üye olduğumuz için, sadece söylemlerle yetinmedik. Biz sonuçta teknik insanlarız. Tabii ki işçiyiz, bununla da gurur duyuyoruz. Kardeşlerimizle bir amaç için, bir hizmet için bu yola girdik. Ama sonuçta içimizde bir, iki, hatta üç üniversite bitiren insanlar var. Bunlar cahil insanlar değil. Pekala kendi kararlarını verebilecek seviyede insanlar. Bence bu konuyu kapatmamız gerekiyor. Yani, bize bir şey söylendi de biz Öz Gıda-İş’e üye olduk değil.

Biz bir arayış içerisine girdik. Neden böyle bir arayışın içerisine girdik? Bence asıl bunun sorgulanması lazım. Siz eğer 21.yüzyılda yaşıyorsanız ve yabancı ülkelerdeki, Avrupa’daki holdinglere bağlı fabrikalarda çok modern görüntüleri görüyorsanız televizyonda, işte farklı faaliyetler, sosyal faaliyetler, kreşleri görüyorsanız, o zaman doğal olarak soruyorsunuz kendinize, bunlar bizde neden olmasın ki? Öz Gıda-İş’in diğer iş kollarında, mesela Kayseri’de HAK-İŞ Konfederasyonu’na bağlı Öz İplik-İş Sendikasının bayanlar için yapmış olduğu projeler var. O projeleri bayanlar kendileri üretmişler. Kreş projesi gibi bir sürü projeleri var. Bu projeleri üretmişler ve sendikanın desteğiyle de hayata geçirmişler.

Biz bakıyoruz, ÇAYKUR olarak çok devasa bir kuruluşumuz var. 14 bin işçi çalışıyor. Neredeyse bir ordu kadar. Ama yaptığımız faaliyetlere bakıyoruz.

Mesela, biz Rize’de bir ilki gerçekleştirdik. Öz Gıda-İş geçtiğimiz aylarda bize bir imkan tanıdı. 1000 kişilik bir salonda, Rize İsmail Karaman Kültür Merkezinde kadın hakları ile ilgili bir sempozyum düzenledik. O sempozyum, tabii ki daha önce Öz Gıda-İş’in yapmış olduğu projeleri içeriyordu. Ama bilgi amaçlıydı, eğitim amaçlıydı. Arkadaşlarımız o kadar çok ilgi gösterdiler ki, biz bu konuda daha başka neler yapabiliriz diye düşünmeye başladık.  

SPİKER- Sayın Mehmet ŞAHİN, Aralık 2007’den 12 Haziran 2008’e kadar gelinen süreçte, istifalar söz konusu oldu. Biraz önce de bazı değişikliklerden bahsettiniz. İşte işçi arkadaşların istifada noterde 100 YTL ödemek zorunda kalmaları gibi.  İşçi arkadaşları zorlayan parasal bir değer bu. Yetkili olmak için ÇAYKUR işçisi tarafından çağrıldık, davet edildik diyorsunuz. Hedef bakımından bugün itibariyle üye işçi sayısı bakımından gelinen noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

MEHMET ŞAHİN (Öz Gıda-İş Sendikası Genel Sekreteri)- Geldiğimiz noktadan son derece memnunum. Memnuniyetimin en açık ifadesi, buradaki işçi arkadaşlarımın beyanlarıdır. Beni mutlu eden budur. İşçi arkadaşların meselelerine ne kadar vakıf olduklarını bütün ÇAYKUR işçileri, çalışanları izliyorlar şu anda.  

Bakın, bir konuya açıklık getirerek sorunuza cevap vereceğim. Biz burada bir ilki daha yaptık. ÇAYKUR’da çalışan bayan arkadaşlarımızın meseleleriyle yakından ilgilendik. Bunun en yakın şahidi onlardır. İlk yaptığımız, burada açtığımız şubede bayan arkadaşlarımıza bir oda ayırmak oldu. Bir kadınlar kolu kurduk.

Onlara sözüm şu: Yarın yetkiyi aldığımızda, profesyonel şubelerde bayan arkadaşlara birer tane kontenjan ayıracağım. Yetkili organlarda bayan arkadaşlarımızdan sendikacılarımız olacak. Eğer onlar olursa, bayan arkadaşların sorunlarını çok daha iyi savunabilirler, bu işe çok daha iyi katkı verebilirler. Bayanlarımızın olduğu yerlerde düzen vardır, bereket vardır. Biz her yerde bunun faydasını gördük. İnşallah, bölgede de, ÇAYKUR’da da örgütlenmeyi tamamladığımızda, sendikamızın yetkili organlarında ÇAYKUR’da çalışan işçi arkadaşlarımızdan birileri mutlaka olacak.

Şeyda Nur