|
KAÇKAR TV
“GÜNDEM”
.JPG)
SPİKER- Mutlu akşamlar Değerli İzleyiciler, KAÇKAR TV ekranlarında
“Gündem”
programında
sizlerle
birlikteyiz.
Rize
kamuoyunun,
daha doğrusu
Doğu
Karadeniz’de
kamuoyunun
gerek görsel
basından,
gerekse
yazılı
basından
takip etmiş
olduğu bir
konu var.
Sendikalar
arasında
yaşanan ve
bunun
paralelinde
de ÇAYKUR’da
çalışan
işçilerin de
dahil olmuş
olduğu bir
konu bu. Bir
tarafta,
yörede 55
yıldır
sendikal
faaliyetlerine
devam eden
Tek Gıda-İş
Sendikası,
diğer
tarafta HAK-İŞ’e
bağlı Öz
Gıda-İş
Sendikası ve
bunun
paralelinde
geride
bıraktığımız
2007 yılının
Aralık
ayından bu
zamana kadar
gelinen
süreçte
sendikalar
arasında
yaşananlar.
Öz Gıda-İş
Sendikasının
Genel
Sekreteri ve
şu an
itibariyle
Öz Gıda-İş
Sendikasına
üye olan
ÇAYKUR’da
çalışan
işçiler
bugünkü
konuğumuz.
Bunun
paralelinde
yaşanan
gelişmeleri
hem
işçilerden,
hem de Öz
Gıda-İş
Sendikasının
Genel
Sekreteri
Sayın Mehmet
ŞAHİN’den
almış
olacağız.
Bu
doğrultuda
kamuoyu daha
yakinen
bilgi sahibi
olacak.
İşçiler de
gerek Öz
Gıda-İş
Sendikasına
üye olan
işçiler,
gerekse Tek
Gıda-İş
Sendikasına
üye olan
işçiler bu
doğrultuda
neler olup
bittiğini
hep
birlikte, bu
programda
canlı yayın
süresi
içerisinde
sorularımızla
birlikte
öğrenmeye
çalışacağız.
Evet, bugün
stüdyomuzda
kalabalık
bir
katılımcıyla
birlikteyiz.
Sırasıyla
konuklarımızı
tanıtmak
istiyorum:
Sayın Mehmet
Şahin: HAK-İŞ’e
bağlı Öz
Gıda-İş
Sendikası
Genel
Sekreteri
Mehmet
Şahin. Sayın
Şahin hoş
geldiniz.
Şeyda Nur
Şahin:
Kendisi
ÇAYKUR’da
işçi olarak
çalışıyor.
Sayın Şahin
siz de hoş
geldiniz.
Kerim ERKAN:
O da
ÇAYKUR’da
işçi olarak
çalışıyor.
Sayın ERKAN
siz de hoş
geldiniz.
Hüseyin
Albayrak:
Kendisi
ÇAYKUR’da
işçi olarak
çalışıyor.
Sayın
Albayrak siz
de hoş
geldiniz
programımıza.
Adnan Sivri:
O da
ÇAYKUR’da
işçi olarak
çalışıyor.
Sayın Sivri
siz de hoş
geldiniz.
Mahmut
Hazıroğlu:
Kendisi
ÇAYKUR’da
işçi olarak
çalışıyor.
Sayın
Hazıroğlu
siz de hoş
geldiniz.
Tevfik
Hançeroğlu:
Kendisi
ÇAYKUR’da
işçi olarak
çalışıyor.
Sayın
Hançeroğlu
siz de hoş
geldiniz.
Evet, yeni
sendikanızın
Genel
Sekreteri
burada.
Sizler daha
önceki zaman
dilimleri
içerisinde
Tek Gıda-İş
Sendikasına
üyeydiniz,
yani
Sendikanız
Tek Gıda-İş
Sendikası
idi. Tabii,
sizlere
neden
sendika
değiştirdiğinizi
soracağız.
Ama önce
Sayın
Şahin’e
sormak
istiyoruz.
Sayın Şahin,
sizi
buralara
getiren
neden ne
idi? Sizi
işçiler mi
çağırdı,
yoksa başka
nedenlerle
mi buraya
geldiniz? Bu
paralelde Öz
Gıda-İş
Sendikasının
uygulamış
olduğu
sendikal
politikayı
bize bir
anlatır
mısınız?
Buyurun
Sayın Şahin.
MEHMET
ŞAHİN (Öz
Gıda-İş
Sendikası
Genel
Sekreteri)-
Öncelikle
şahsınızda,
bölgenin
tarafsız ve
güçlü
televizyonu
KAÇKAR
TV’ye,
şahsım,
sendikam ve
işçi
arkadaşlarım
adına
bizlere
böyle bir
imkanı
sunduğunuz
için
teşekkür
ediyorum.
Bu
vesileyle,
bölgedeki
hemşerilerime,
ÇAYKUR’da
çalışan
emekçi
kardeşlerime
saygılarımı
ve
sevgilerimi
iletiyorum.
Yaklaşık 6
aydır
bölgede bir
sendikal
faaliyet
yürütüyoruz.
Bu vesileyle
misafirdik,
ama bugün
artık Rizeli
olduk
sayılır. 6
ayı
tamamladık
inşallah.
Biz buraya
niçin
geldik?
Burada neler
yapıyoruz?
Bundan sonra
neler
yapacağız?
Bunu, bugün
işçi
arkadaşlarımla
birlikte
dilimiz
döndüğünce
sizlere
anlatmaya
çalışacağız.
Buraya
geleli
yaklaşık 6
ay oldu.
Birçok
spekülasyonlar
yapıldı.
Gerektiğinde
cevaplar
verdik. Ama
sabırla,
azimle ve
kararlılıkla
örgütlenme
faaliyetlerimizi
devam
ettirdik.
Öncelikle
şunu
belirtmek
istiyorum:
Bizi bölgeye
getiren güç,
bölgedeki
işçi
arkadaşlarımızdır.
Sendikaların
muhatabı
işçilerdir.
İşçilerin
teveccüh
gösterdikleri
yerde ancak
bizler var
olabiliriz.
Onların
teveccüh
göstermedikleri
yerde hiçbir
şekilde var
olma
imkanımız
olamaz.
Belki kısa
süreler için
olabilirsiniz,
ama kalıcı
olamazsınız.
Peki niçin
geldik?
Gayet tabii
ki,
ÇAYKUR’da
çalışan işçi
arkadaşlarımızın
daveti
üzerine
geldik
buraya. Bunu
müteaddit
defalar
tekrarladık.
Bugün bir
kere daha
tekrar
ediyorum.
Biz,
ÇAYKUR’da
çalışan işçi
arkadaşlarımızın
daveti
üzerine
buraya
geldik.
Bu davet çok
yoğun ve
uzun süreli
devam etti.
Biz de kendi
kanallarımızdan
arkadaşlarımızın
davetlerinin
haklı
olduğunu
tespit ettik
ve Aralık
2007’de
kolları
sıvayarak,
bölgede
faaliyetlerimize
başladık.
SPİKER- İşçi arkadaşlar bir takım sıkıntıları sizlere ilettiler
mi?
MEHMET ŞAHİN (Öz Gıda-İş Sendikası Genel Sekreteri)-
Gayet tabii
ki.
SPİKER- Bu sıkıntıları da biraz açarak değerlendirmenizi alabilir
miyiz?
MEHMET ŞAHİN (Öz Gıda-İş Sendikası Genel Sekreteri)-
Bugün
bölgedeki
8 ayrı
yerdeki
bürolarımızda,
Genel
Merkez’den
gelen
arkadaşlarımız
ve ÇAYKUR’da
çalışan
gönüllü işçi
arkadaşlarımızla
birlikte,
nasıl bir
sendikacılık
yapacağız,
ÇAYKUR’da
çalışan işçi
arkadaşlarımızın
problemleri
nelerdir ve
bu
problemleri
birlikte
nasıl
çözeceğiz
konularını
konuşuyoruz.
Bugüne kadar
yaptığımız
faaliyet
budur.
Herkes
şahittir ki,
bunun
dışında
hiçbir
polemiğe,
hakkımızda
akla hayale
sığmayan
karalama
kampanyalarına
rağmen cevap
vermedik,
muhatap
almadık,
bundan sonra
da bunları
muhatap
almayacağız.
Bizi bölgede
tutan güç
ÇAYKUR
işçisidir.
ÇAYKUR
işçisi bizi
istediği
müddetçe
Feriştah’ı
gelse bizi
bölgeden
kimse
kovamaz,
çıkartamaz.
Buranın
sahibi
işçilerdir.
İşçinin
sahip olduğu
yerde de
işçinin sözü
geçer. İşçi
kimi isterse
onu
getirecek,
kimi isterse
de
kulağından
tutup dışarı
atacak. Bu
kadar basit.
Bir kere
herkesin
bunu bu
şekilde
anlaması
lazım. Suçu
kabahati
başka
yerlerde
aramaması
lazım.
Haklının kim
olduğunu
bütün herkes
anlayacak.
İlk
geldiğimiz
gün ilan
ettik ve
dedik ki,
sendikaların
patronu
işçidir.
Sahibi
işçiyse,
patronu
işçiyse, o
zaman
sendikalarda
işçinin sözü
geçecek,
işçinin
dediği
olacak. Onun
istemediği
olmayacak.
İşçiye
hizmet
edenler var
olacak,
işçiye
hizmet
etmeyenler
tası tarağı
toplayıp
gidecek.
Gitmesini
bilmeyenleri
işçi
arkadaşlarımız
göndermesini
bilirler.
SPİKER- Daha önce katılmış olduğunuz programlarda şunu ifade
etmiştiniz:
“Sendikamıza
ilk zaman
dilimi
içerisinde
üye olanlar
ile sonraki
zaman dilimi
içerisinde
üye olanlar
arasında
hiçbir fark
olmayacak.
Biz yetkili
sendika
olursak,
sandığı
işçinin
önüne
koyacağız.”
O sözleriniz
şimdi de
geçerli mi?
MEHMET ŞAHİN (Öz Gıda-İş Sendikası Genel Sekreteri)-
Şimdi izin
verirseniz,
kısaca bir
açıklama
daha
yapayım.
Biz ne
yapmaya
çalışıyoruz?
Biz
hakikaten
zor olan bir
işe talibiz.
Bölgede bir
zihniyet
devrimi
yapmaya
çalışıyoruz.
Eğer bu
zihniyeti
değiştirebilirsek,
meselelerimizin
büyük
çoğunluğunu
halledeceğimize
inanıyoruz.
Bu zihniyeti
değiştirmezsek,
eğer bu
zihniyetle
devam
edersek,
bölgeye A
sendikasının
gelmesi, B
sendikasının
gitmesinin
işçi
arkadaşlarımıza
bir faydası
olmayacaktır.
Geldiğim
günden beri
bütün işçi
arkadaşlarım
şahittir ki,
ben doğru
bildiğim
sendikacılığı
anlatıyorum
onlara. Öz
Gıda-İş
propagandası
yapmıyorum
burada.
Doğru
bildiklerimi
söylüyorum
ve onlardan
da istirham
ediyorum.
Benim doğru
bildiğim
şeyleri
paylaşıyorsanız,
lütfen siz
de bu
doğruların
arkasında
olun.
Yalancıların
arkasında
olmayın.
Doğruları
bilmeyen
sendikalara
da hadlerini
bildirin. Bu
isterse Öz
Gıda-İş
Sendikası
olsun.
Eğer sizler
bizi
yetkilendirirseniz
ve
geldiğimizde
bu
söylediklerimizi
yapamazsak,
ilk
yapacağınız
iş de bizi
daimi
şekilde
cezalandırmak
olsun
diyorum. Bu
zihniyeti
değiştirebilirsek,
işçi
arkadaşlarımız
sendikanın
sahibinin
kendisinin
olduğunu
anlarsa, o
zaman kimse
gelip
işçilerin
üzerinde
derebeylik
yapamaz.
Sendikacılar,
işçilerin
hizmetkarı
olduklarını
öğrenecekler.
Bunu
öğretecek
olanlar da
buranın
sahibi olan
işçilerdir.
Demek ki
önce işçi
arkadaşlarımızın
bunu böyle
anlaması
lazım. Bunu
birlikte
paylaşıyoruz.
Sendikacılığın
ne olduğunu
anlatmaya
çalışıyorum.
Haklarımızın
hukuklarımızın
neler
olduğunu
anlatmaya
çalışıyorum.
Ellerindeki
gücün
farkına
varmalarını
arzu
ediyorum.
Bunu sadece
sendikacılık
alanı ile de
sınırlı
tutmuyorum.
Bütün
alanlarda bu
böyledir.
Siyasi
faaliyetlerimizde
de böyledir,
dernek ve
vakıf
faaliyetlerimizde
de böyledir.
Oyu veren
eğer
bizlersek,
çoğunluğu
oluşturan
eğer
bizlersek, o
zaman bizim
meselelerimize
sahip
çıkacak,
bizi doğru
temsil
edecek
insanları
parlamentoya
gönderelim.
Vakıflarımıza
biz seçelim,
derneklerimize
biz seçelim,
sendikalarımızı
biz seçelim.
Bizim
sesimizi
oralarda
seslendirebilecek
insanlar
olursa, o
zaman
problemlerimizin
hallolması
için bir
şansımız
olabilir.
Bu,
sendikacılık
için de
böyledir.
İşçinin sesi
olacak,
işçiye
hizmet
edecek
sendikacıları
işçi
arkadaşlarım
kendi
aralarından
seçsinler
istiyorum.
Bölgede bir
zihniyeti
değiştirelim
ki ve bir
defa bunu
yapmayı işçi
arkadaşlarım
öğrensinler
ki, ondan
sonra bir
daha benzeri
sendikacılar
veya
sendikalar
gelip burada
yan gelip
yatmasınlar.
İşçi
üzerinden,
sendikacılığın
dışında
başka
faaliyet
gösteremesinler.
Bütün arzum
ve emelim
budur. Bunu
yaptığımda,
kendimi
bahtiyar
hissedeceğim.
İşçi
arkadaşlarıma
ilk gün de
bunu
söyledim,
bugün de
bunu
söylüyorum,
yarın da
bunu
söyleyeceğim.
SPİKER- Biten bir yılın son ayında buraya geldiniz. Bu zaman zarfı içerisinde
ÇAYKUR’da
mevcut
sendikayla
toplu iş
sözleşmesinin
imzaları
atılmıştı.
Bu süreçte
yanlışlıklar
tespit
ettiniz mi?
Biraz
sonraki
sorumun
paralelinde
şunu sormak
istiyorum:
Bölgede
yakın
zamanda
birtakım
olaylar
meydana
geldi.
İşçinin 10
gün ücretli
1 saat
izinli
yazılmak
kaydıyla
dışarı
çıkartılması
söz konusu
oldu. Toplu
iş
görüşmelerinde
Tek Gıda-İş
Sendikasındaki
yanlışlıkları
tespit edip,
işçi
arkadaşlara
söylediniz
mi veyahut
Öz Gıda-İş
Sendikası
olarak siz
var
olsaydınız,
bu imzaları
atar
mıydınız?
MEHMET ŞAHİN (Öz Gıda-İş Sendikası Genel Sekreteri)-
Şimdi oraya
gelmeden
önce bir
konuyu daha
açıklığa
kavuşturmak
istiyorum.
Zaten
yaşanan
problemleri
buradaki
işçi
arkadaşlarım
bizzat
kendileri
ifade
edecekler.
Şimdi
öncelikle
şunun
tespitini
yapalım: 52
yıldır
burada
sendikacılık
yapanlar
var. 52
yıldır
burada bir
sendika var.
Peki Öz
Gıda-İş
geldikten
sonra acaba
bölgede bir
değişiklik
oldu mu?
İşçi
arkadaşlarımızın
şartlarında,
onlara
yapılanlarda
bir
değişiklik
oldu mu?
Ellerini
vicdanlarına
koysunlar,
ÇAYKUR’da
çalışan
bütün işçi
arkadaşlarım
bunu
söylesinler.
Sizler de bu
soruyu sorun
kendilerine.
Sorduğunuzda
en azından
şu cevabı
alacaksınız:
“Öz Gıda
İş’e
teşekkür
ediyoruz. Öz
Gıda-İş
geldikten
sonra
bölgede bir
devir
kapanmıştır.”
Bunu ben
daha önce de
ifade ettim.
Öz Gıda-İş
geldikten
sonra Doğu
Karadeniz’de
bir tarih
sona erdi.
Bir sayfa
kapandı,
yeni bir
sayfa
açıldı.
Neden böyle
oldu? Çünkü
burada bir
tekel düzeni
vardı. Tek
bir sendika
vardı.
Dolayısıyla
işçiye
hürmet
etmiyordu.
İşçinin
ayağına
gitmiyordu.
İşçiyi hor
görüyordu.
Kendisini
oraya seçen,
maaşını
veren işçiye
tenezzül
etmiyordu.
Çoğu işçiden
habersizler.
Fabrikaların
yerlerini
bilmiyorlar.
Öz Gıda-İş
geldikten
sonra ne
oldu?
Rekabet
geldi. Demek
ki,
rekabetin
olduğu yerde
hizmet var.
Keşke iki
tane değil
de, bölgede
üç tane,
dört tane,
beş tane
sendika olsa
ve hepsi de
işçiye
hizmet
etmeye talip
olsa. O
zaman
göreceksiniz
ki, bundan
kazançlı
çıkanlar
işçi
arkadaşlarımız
olacaklardır.
O nedenle
rekabetin
yanında
olalım. İyi
hizmet eden,
kendine
güvenenler
sendikacılık
yapsın.
Bununla
ilgili bir
ara bilgi
daha
vereyim.
Biliyorsunuz,
Parlamentoda
bizim
öncülüğünü
yaptığımız
2821 sayılı
Sendikalar
ve 2822
sayılı Toplu
İş
Sözleşmesi
Grev ve
Lokavt
yasalarında
değişiklikler
yapılacak.
Bu kanunlar
12 Eylül
rejiminden
kalma
antidemokratik
kanunlardır.
Bundan
dolayı
Türkiye,
ILO’nun
(Uluslararası
Çalışma
Örgütü) kara
listesinde
yer alıyor.
Biz de
Konfederasyon
olarak
bunların
değiştirilmesi
için gayret
sarf
ediyoruz.
Buradaki
temel
esprimiz şu:
İşçinin
lehine olan,
demokratik
örgütlenmesini
kolaylaştıracak,
hak ve
hukukunu
daha rahat
müdafaa
edebilecek
bir hukuki
mevzuata
kavuşalım.
Onun için
buradan
müjde
veriyorum.
Bu kanunlar,
Alt
Komisyonundan
geçti.
İnşallah
önümüzdeki
günlerde
Meclis’e
indiğinde ve
kabul
edildiğinde,
iki üç tane
önemli
gelişme
yaşanacak.
Birincisi,
artık
barajlar
kalkacak. Şu
an yüzde 10
barajı var.
Bir iş
kolunda
yetkili
sendika
olarak
faaliyet
gösterebilmeniz
için o iş
kolunda
çalışan
toplam işçi
sayısının
yüzde 10’u
kadar bir
üyenizin
olması
gerekiyor.
Bunu
kaldırıyoruz.
Bunu
sıfırlıyoruz.
Kendine
güvenen
sendika
kursun ve
rekabet
olsun.
Birinci
istediğimiz
bu.
İkincisi,
daha da
önemlisi bir
gelişme,
noter
şartını
kaldırıyoruz.
Bugün bir
işçi
arkadaşımız
mevcut
sendikasından
istifa edip
başka bir
sendikaya
üye olmak
istediğinde
yaklaşık 100
YTL’ye kadar
bir masraf
ödüyor. Şu
anki süreçte
bu maddi
bedeli
ödüyor. Bir
insan, bir
siyasi
partiye üye
olmak
istediğinde,
gayet rahat
gidip,
üyelik
formunu
doldurup,
imzasını
attığında
üye
olabiliyor.
Peki
sendikaya
üye olmak
istediğinde
niye noter
şartı
getiriyorsunuz?
Biz diyoruz
ki, bu şartı
kaldıralım.
İşçinin bir
sendikaya
üye
olabilmesi,
yine o
sendikadan
istediğinde
istifa
edebilmesi
kolaylaşsın.
Getirilmesini
arzu
ettiğimiz
ikinci büyük
yenilik de
bu.
Yine, iş
kolu sayısı
da 28’den
19’a veya
18’e
düşecek. Bu
da şunu
getirecek:
Daha büyük
ve daha
güçlü
sendikalar
ortaya
çıkabilecek.
Bu konuda da
bir yenilik
getiriyoruz.
Buradan işçi
arkadaşlarıma
bunları
müjdeliyorum.
Bundan
sonraki
dönemde
inşallah
işçi
arkadaşlarımız,
hukuki
mevzuat
açısından
çok daha
rahat
faaliyet
şartlarına
sahip
olabilecekler.
Şimdi bizi
buraya
getiren
sebepler
nelerdi?
Bizi işçi
arkadaşlarımız
davet etti.
Bizi davet
ettiklerine
göre, demek
ki bu
arkadaşlarımızın
burada
çözülemeyen
meseleleri
var. Mevcut
sendikanın
faaliyetlerinden
memnun
değiller ki,
bir başka
sendikayı
burada
görmek
istiyorlar.
Bu
problemlerini
çözebilecek
bir
sendikayı
burada
görmek
istiyorlar.
İşin aslı
budur. Bunun
ötesinde
başka
spekülasyonlara
gerek yok.
Eğer mevcut
sendika da
aksini iddia
ediyorsa,
burada çıkıp
söyleyecek,
“52 yıldır
sizler için
biz şunları
şunları
yaptık
arkadaşlar.
Bizi terk
etmeyin…”
Veya ne
söyleyecekse
veya ne
projeleri
varsa, onu
çıkıp burada
söyleyecekler.
Ama biz,
geldiğimiz
günden beri
işçi
arkadaşlarımızı
bilgilendiriyoruz,
onlara ümit
veriyoruz,
onlara
cesaret
veriyoruz,
onlarla
ortak
projeler
yapıyoruz.
Buna
karşılık
başkaları,
işçiyi
tehdit
ederek,
korkutarak,
bu
örgütlenmeyi
engellemeye
çalışıyorlar.
Onlara da
söyledim,
biz
birbirimizin
muhatabı
değiliz.
Onlar bizi
istedikleri
kadar
karalasınlar,
istedikleri
kadar
muhtelif
televizyon
kanallarında
bu iş için
paralarını
döksünler,
başka
yerlere
istedikleri
kadar para
harcasınlar,
ama bu
örgütlenmeyi
engelleyemeyecekler.
Ta ki ÇAYKUR
işçisi
bizden
vazgeçmedikçe.
Bunun aslı
budur.
Peki, o
zaman
buradaki
problemler
neler? Hangi
problemler
çözülemedi
ki, biz
bugün
buradayız?
Bunları beş
altı ana
başlık
halinde
özetleyerek,
ÇAYKUR’da
çalışan işçi
arkadaşlarımızın
ve bölge
halkının da
dikkatlerine
sunmak
istiyorum.
SPİKER- Nedir bunlar?
MEHMET ŞAHİN (Öz Gıda-İş Sendikası Genel Sekreteri)-
Birinci
büyük
problem,
örgütlenme
yapısı ve
seçim
sistemindeki
bozukluk.
İşçi
arkadaşlarımızın
en fazla
şikayet
ettikleri
konuların
başında bu
geliyor. Bu
konuyla
ilgili, yine
ÇAYKUR’da
çalışan,
başından
beri bizimle
gönüllü
olarak
faaliyet
gösteren
arkadaşlarımızla,
Tevfik
HANÇEROĞLU
arkadaşımız
da burada,
kendisi bu
meseleyi
işçi
arkadaşlarımız
adına dile
getirsin.
Daha sonra
bunu nasıl
birlikte
çözebiliriz
konusunu
söyleyeyim.
SPİKER- O zaman Sayın HANÇEROĞLU ile başlayalım.
Sayın ŞAHİN
seçim
sistemindeki
yanlışlıkları
ifade etti.
Bir de
rekabetin
olduğunu
belirtti.
Şimdi siz,
Öz Gıda-İş
Sendikası
buraya
gelmeden
önce Tek
Gıda-İş
Sendikasına
bağlıydınız.
Aidatınızı
oraya
ödüyordunuz.
Hakkınızı da
Tek Gıda-İş
Sendikası
arıyordu.
Peki, Öz
Gıda-İş
Sendikası
bölgeye
geldikten
sonra sizin
hayatınızda
ne gibi
değişiklikler
yaşanmaya
başladı? Tek
Gıda-İş
Sendikasından
istifa etme
sürecinde en
büyük etken
ne oldu?
Seçim
sistemiyle
ilgili
yaşamış
olduğunuz
sıkıntı
neydi? Şu an
itibariyle
mevcut üyesi
bulunduğunuz
Öz Gıda-İş
Sendikası
ki, Sayın
Genel
Sekreter
Mehmet ŞAHİN
de bunu daha
önceki
programlarda
ifade etti:
Sandığı biz
işçinin
önüne
koyacağız.
Siz, birinci
gelseniz de,
onuncu
gelseniz de
hiçbir şey
fark etmez.
İşçinin
dediği
olacak dedi.
Buyurun sizi
dinliyoruz
Sayın
HANÇEROĞLU.
TEVFİK
HANÇEROĞLU
(İşçi)-
KAÇKAR TV’ye
çok teşekkür
ediyorum.
Aynı zamanda
yöre halkına
ve çay
üreticisine,
çay işçisine
de buradan
saygılarımı
sunuyorum.
Şimdi bu
işin
başlangıcı
çok
önemlidir.
Belli
noktalarda
belli
sıkıntılarımızı
defalarca
dile
getirmemize
rağmen,
birçok kez
mevcut
sendika
tarafından
bu
sıkıntılarımız
dikkate
alınmadı.
Dolayısıyla
biz de bir
hareket
başlattık.
Biz bütün
arkadaşlarımızla
bu konuları
istişare
ettik. Bizim
istifa
tarihimiz
2007 yılının
12. ayının
11’i. Ama
biz ondan
önce de
birçok
arkadaşımızla
bu işin
altyapısını
oluşturduk.
Gittik Öz
Gıda-İş
Sendikasına
ricada
bulunduk.
Lütfen,
gelin
konuşalım
dedik.
Heyetler
oluşturduk.
Defalarca
görüştük
arkadaşlarımızla.
Bu insanlar
buraya
birilerinin
baskısıyla
değil,
sadece
ÇAYKUR
işçisinin,
dolayısıyla
bizlerin
talebi
üzerine
gelmişlerdir.
Dolayısıyla
burada bir
art niyet
aramamak
lazım. Ancak
aramaları
gereken şey,
kendilerindeki
eksikliklerdir.
Bu zamana
kadar, 52
yıldır
bölgeye ne
yaptıklarını
düşünsünler.
Ben 19
yıldır bu
sendikaya
aidat
ödüyorum.
Asla, ne
eski
sendikamı ne
de yenisini
kötülemiyorum.
Çünkü şu
anda her
ikisi de
Türkiye’nin
önemli
sendikalarıdır.
Çamur atma
işini
yapmıyoruz.
Orada
çalışanlar
da Türkiye
Cumhuriyeti’ne
vergi
veriyor,
burada
çalışanlar
da Türkiye
Cumhuriyeti’ne
vergi
veriyorlar.
Çıkıp da
birilerini,
işte
şöyledir,
böyledir
diye küçük
düşürmeye
çalışacağımıza,
kendi
yaptığımız
işleri ön
plana
çıkararak
kendimizi
yüceltmeye
çalışalım.
Ben şimdi
soruyorum
arkadaşlara:
Siz 52
yıldır bu
memlekete ne
yaptınız?
Şimdi
bakalım her
yıl ortalama
6
trilyondan.
52 yıldır
ortalama 400
trilyon lira
ediyor. Şu
anda 14 bin
işçi var, 43
bin işçinin
olduğu
dönemler de
vardı. Eski
parayla 400
trilyonla,
bu ÇAYKUR
üreticisinin,
ÇAYKUR
işçisinin
parasını siz
hizmet
olarak ne
yaptınız?
Bana
gösterin,
ben yaptığım
işlerden
özür
dileyeceğim.
Eğer 10
yılda bir
okul yapmış
olsaydınız
50 yılda 5
okulunuz
olurdu, 20
yılda bir
sağlık ocağı
yapmış
olsaydınız
şimdi 2,5
sağlık
ocağınız
olurdu. Ama
hiçbir şey
yapmadınız.
Üstelik de
hak arayan
işçiler
ortaya
çıktığı
zaman,
onları
“yağmacı,
bozguncu”
diye
aşağılamaya
çalıştınız.
Böyle bir
sistem yok.
Her ay
sendikam
diye size 60
YTL veren
ben, sizi
avukat
olarak seçen
ben, ama bu
zamana kadar
bütün
ihtiyaçlarınızı
benim
kaynaklarımla
gideren ve
en az
hizmeti bana
getiren siz.
SPİKER- 19 yıl dediniz. Bu uzun bir süre. Peki, bu sorunlarınızı
Tek Gıda-İş
Sendikasındayken
oradaki
yetkili
sendika
başkanına
veya sizden
sorumlu olan
insanlara
ilettiniz
mi?
TEVFİK HANÇEROĞLU (İşçi)-
Defalarca
dile
getirdik.
Zaten en son
kopma
noktası da
son sekiz
yıl. Tek
Gıda-İş’in
son sekiz
yılı çok
önemli. Son
dönemdeki
uygulamalar
tamamen
farklılaştı.
İşte atama
sistemleri,
seçim
sistemleri
falan
değişti. Bir
fabrikada
bir başkan,
iki sekreter
olurdu.
İnsanlar
konuşabilir,
anlaşabilirdi.
İki çay
fabrikası
arasındaki
uzaklık 200
kilometre.
Ama bunu tek
şube
yaptınız.
Bir sıkıntı
olduğu zaman
fabrikadaki
işyeri
temsilcisi
arkadaşla
görüşüyorsunuz.
Birçok yerde
sendika
temsilcisi
falan da
yok.
Mesafeler
çok uzak.
Çok büyük
bir
dengesizlik
söz konusu.
İşçi direkt
olarak
ulaşabileceği
bir makam
bulamıyor.
Atanan
işyeri
temsilcilerinin
çoğu da 3-4
ay
çalışıyor.
Oysa senede
3-4 ay
çalışan bu
insanlar, 12
ay işçi
arkadaşlara
hizmet
vermek
zorundalar.
Nasıl
verecek bu
hizmeti?
Önceden
işyeri
başkanları
ful
çalışırlardı.
Şimdi o da
yok. Bunu da
kaldırdılar.
Bu şubelerin
kapatılması
bizi o kadar
etkilemiştir
ki, yeni
yapılanma
süreci
içerisinde
de bir türlü
aradığımız
sistemi ve
düzeni
bulamamışızdır.
Atanan
kişilerle
kişilik
olarak bizim
bir
sıkıntımız
yok.
Hiçbirine
kötü bir söz
söyleyemem.
Sadece bizim
söylemiş
olduğumuz
şey, bu
ağabeylerimiz
sendikacılığı
iyi
yapamadılar.
50 yıldır bu
bölgede
olmalarına
rağmen,
buradaki
ağabeylerimiz
sendikacılığı
iyi
yapamamışlardır.
Bizim
söylemek
istediğimiz
budur. Biz
bugün
hakkımızı
arıyoruz.
Öz Gıda-İş
Sendikasının
Genel
Sekreteri
Sayın ŞAHİN
buradalar.
Biz onlara
şunu
söyledik:
Eğer siz, bu
söylediklerinizi
yapamazsanız,
verdiğiniz
sözleri
tutamazsanız,
emin olunuz
ki biz de
yarın sizi
değiştirmekten
hiç
çekinmeyeceğiz.
Biz
birilerinin
güdümünde
değiliz.
Birilerinin
söyledikleriyle
bir yere
gitmedik.
Birilerinin
koltuğu
altına da
sığınmadık.
İşçinin
aidatlarıyla
neidüğü
belirsiz
gazetelerde
iki gündür
bir şeyler
yayınlatılıyor.
O
gazetelerin
ne amaçla
dağıtıldığını
ve kimlere
hizmet
ettiğini
biliyoruz.
Birçoğuna
verilen o
paraların,
bugün
Güneydoğu
Anadolu’da
askerlerimize,
polislerimize
mermi olarak
geri
döndüğünü de
biliyoruz.
Yeri geldiği
zaman
bunları da
konuşacağız.
Benim paramı
götürüp,
oradaki
askerlere
mermi atan
kişilerin
destekçilerine
vermeyeceksiniz.
Benim paramı
yerken on
sefer
düşüneceksiniz.
Çünkü ben,
çalıştığımı
evime
götürüp,
çoluğumla
çocuğumla
yerken on
kere
düşünüyorum.
Ben on iki
ay
çalışıyorum,
ama diğer
tarafta dört
ay çalışan
arkadaşım
var.
Evet, bizim
sıkıntılarımız
çok fazla.
SPİKER- Seçim sisteminden bahsettiniz ve Öz Gıda-İş Sendikası
Genel
Sekreteri
Sayın
ŞAHİN’e bunu
ifade ettik
dediniz.
Peki, bu
doğrultuda
almış
olduğunuz
cevap sizi
tatmin etti
mi?
TEVFİK HANÇEROĞLU (İşçi)-
Bizi son
derece
tatmin
etmiştir.
Bugün güzel
bir sistem
kuruldu.
Daha önceki
bir başkan,
iki
sekreterlik
sistemi
devam
edecek.
Üstelik de
dört yıl
seçim
olayımız
olmayacak.
Yani,
diyelim ki
adam sendika
başkanı
olarak
seçildi.
Daha dört
yıl var
seçime
diyerek, yan
gelip
yatıyordu
dört sene.
Birçok yerde
bu böyle
olmuştur.
Son bir sene
çalışıyordu.
Eğer o
fabrikada
bulunan işçi
arkadaşlarımızın
yarısının
bir fazlası
“Biz sendika
başkanımızdan
memnun
değiliz”
derse, bu
Genel Merkez
için de
geçerlidir,
orada o
imzayı
toplarlar ve
seçim iptal
edilir.
Sandık
tekrar bir
daha işçi
arkadaşlarımızın
önüne
konulur.
MEHMET ŞAHİN (Öz Gıda-İş Sendikası Genel Sekreteri)-
Ben bir şey
eklemek
istiyorum.
Şimdi
birinci
tespit
ettiğimiz
problem,
Tevfik
arkadaşımızın
bahsettiği
konu. Yani
bu
insanların
her şeyden
önce kişilik
ve
onurlarıyla
ilgili bir
hadisedir.
Bizim de çok
önem
verdiğimiz
bir
hadisedir
bu. Yani
işçinin
iradesinin
hükümdar
olmadığı bir
yerde
sağlıklı
hiçbir
faaliyet
yapılamaz.
Bu sorunla
ilgili biz
ne
yapacağız?
Çok basit.
Bizim
sendikacılığımızda
seçimin
dışında hiç
kimse hiçbir
yere
gelemez. Ben
de Eylül
2007’de Öz
Gıda-İş
Sendikası
Genel
Kongresinde
seçilerek
gelen
birisiyim.
Bu kongreyi,
Tevfik ile
birlikte
ÇAYKUR’dan
birçok
arkadaşımız
gelip
izlediler.
Daha sonra
HAK-İŞ’in
Kongresine
de geldiler.
Yani nasıl
seçim
yapılıyor,
nasıl
seçiliyor,
görev
yapamayanlar
oy
birliğiyle
nasıl ihraç
ediliyorlar;
bunları
bizzat gelip
görmüşlerdir.
Buradaki
arkadaşlara
vaadimiz şu:
Yetkiyi
aldığımız
gün,
bölgelerdeki
46 fabrikada
sandıkları
işçi
arkadaşların
önüne
koyacağız.
İşçi
arkadaşlarım
kimi
istiyorlarsa,
onu
seçecekler.
İlk gelen
arkadaşlarımın
birçoğu
burada
olmasına
rağmen,
onlara da
söylediğim
şu: Yarın
yetkiyi
aldığımız
zaman bütün
ÇAYKUR
işçisi bizim
nazarımızda
eşittir.
Sandığı
koyarız.
Eğer siz de
bu işe
talipseniz
ve eğer
arkadaşlarınız
sizi
seçiyorlarsa,
sizler
seçilmiş
olarak
gelirsiniz.
Seçilenlerin
başımızın
üzerinde
yeri var.
Biz kimseyi
bir yere
tayin
etmiyoruz.
Emeklilerle
sendikacılık
yapmıyoruz.
Dediğim gibi
ÇAYKUR’un
bütün
fabrikalarında
da seçim
olacak. İşçi
istediğini
seçecek ve
hesap
soracak.
Bir yenilik
daha
getiriyoruz.
Tevfik
arkadaşımızın
kısaca
bahsettiği
gibi, işçi
arkadaşlarım,
seçtikleri
başkan ve
yardımcılarına
dört yıl
süreyle
katlanmak
zorunda da
değiller.
Biz de Genel
Merkez
olarak
denetleme
vazifesini
yerine
getireceğiz.
O
arkadaşlarımız,
şayet
seçildikleri
fabrikada
arkadaşlarına
hizmet
etmiyorlarsa,
eğer fabrika
onlardan
şikayetçi
ise, bir
oylama daha
yapacağız.
Şayet memnun
değillerse,
fabrikada
çalışanlarının
yarıdan bir
fazlası
derse ki,
“Biz seçtik,
ama memnun
değiliz.
Değiştirmek
istiyoruz”.
O seçimi
fesh
edeceğiz ve
yeniden
seçim
yaptıracağız.
Böylece ne
yapmış
olacağız?
Çalışmayanlar,
başka
maksatlarla
buraya
gelenler bu
çatının
altında yer
bulamayacaklar
kendilerine.
Bunu birkaç
yerde
yaptığınızda
göreceksiniz
ki, bütün
fabrikalardaki
sendikacı
arkadaşlar,
gerçekten
arkadaşlarına
hizmet etmek
isteyen
dürüst ve
sevilen
insanlardan
oluşmuş
olacaklar.
Peki,
sendika
olarak benim
bundan
kazancım ne
olacak?
Bölgede
sevilen,
dürüst,
çalışkan
arkadaşlar
sendikaların
yetkili
organlarına
seçilirlerse,
ben de
sendika
olarak o
yörede güçlü
olurum. Ben
eğer o
yörede
sendika
olarak güçlü
olursam, o
zaman
bölgede
güçlü olurum
ve ÇAYKUR
işçisinin
problemlerine
de sahip
çıkarım, çay
üreticisinin
sorunlarına
da sahip
çıkarım.
Yarın birisi
çayınıza el
uzatmaya
kalktığında,
ben bütün
Doğu
Karadeniz’i
yanıma
alarak,
gerekiyorsa
sokağa da
dökülürüm.
Çaya uzanan
eli
uzatmasını
da bilirim.
Buradan ilan
ediyorum ve
tekrar
söylüyorum:
Eğer
istediğimiz
bu
örgütlenmeyi
bölgede
yapabilirsek,
göreceksiniz
ki, bu
sendika,
bölgenin en
önemli tayin
edici
organlarından,
kurumlarından
birisi
olacaktır.
İşçi
arkadaşlarıma
sürekli
olarak
anlatmaya
çalıştığım
da budur.
Seçim ve
örgütlenme
sistemimiz
böyle
olacak.
Buradan bir
kere daha
tekrar
ediyorum:
Bugüne kadar
yanımda
gördüğünüz
arkadaşların
tamamı
gönüllülük
esasına göre
çalışmaktadır.
Kimseye bir
sözümüz ve
taahhüdümüz
yoktur.
Yetkiyi
aldığımız
gün sandığı
işçi
arkadaşların
önüne
koyacağız.
Herkes hür
iradesiyle
kendi
bölgesinde,
kendi
fabrikasında
istediği
sendikacıları
seçecek,
beğenmediğinde
de görevden
alacak.
SPİKER- Peki, Şeyda Nur ŞAHİN sizinle devam edelim.
Sizi sendika
değiştirmeye
iten
nedenlerin
başında
neler var?
Sayın
HANÇEROĞLU
kendince
birtakım
nedenler
ifade etti.
Öz Gıda-İş
Sendikası
burada
yokken
ÇAYKUR’da
çalışan bir
işçi olarak,
özellikle de
bayan bir
işçi olarak
ne gibi
haklarınız
var idi veya
yok idi?
Sorunlarınızı
sendikanıza
aktarabiliyor
muydunuz?
Bir muhatap
bulabiliyor
muydunuz?
Size verilen
cevaplar ne
oluyordu?
Bayanları
temsilen
lütfen
buyurun.
ŞEYDA NUR ŞAHİN (İşçi)- Öncelikle buradan şu anda bizi izleyen bütün işçi
kardeşlerime
saygılarımı,
hürmetlerimi
sunarım.
Tabii ki
buradaki
büyüklerimiz
belli
sorunlara
değinecekler,
fakat ben de
bayanların
neden böyle
bir tercih
içerisine
girdiğini
cevaplamaya
çalışayım.
Bayanlar,
çalışma
hayatında
Türkiye’de
büyük bir
çoğunluğu
teşkil
etmiyorlar,
çalışma
hayatında
azınlıkta
kalıyorlar.
Bütün
işyerlerinde,
özellikle de
kamusal
alanlarda
aslında
onların
bayan
olmalarından
dolayı
değişik
sorunları
olduğu pek
göz önüne
alınmıyor.
Bayanların
sendikal
hakları iş
kanunlarına
göre sosyal
haklar
açısından
baktığınız
zaman tabii
ki
demokratik
bir ülkede
yaşıyoruz,
ama…
SPİKER- Size sağlanmış sosyal hakları biliyor musunuz?
ŞEYDA NUR ŞAHİN (İşçi)- Tabii ki bir işçi olarak bilebileceğim şekilde
biliyorum.
Mesela, bir
yasal doğum
izni var. Bu
hak her
sendikada
hemen hemen
eşittir.
Bunun gibi
sosyal
haklar.
Mesela yasal
izinler var.
Süt izni
gibi.
Biliyorsunuz
bayanların
doğum
sonrasında
süt iznine
çıkma
hakları var.
Bunlar sabit
haklar.
Bunlar iş
kanunlarında
zaten var.
Ama bir
bölgede
farklı
kurumlarda
çalışan
bayanlara,
çalışma
ortamlarına
göre verilen
haklar
konusuna
sorunlar
var. Takdir
edersiniz
ki,
ÇAYKUR’da
çalışma
şekilleri
diğer
kurumlardan
farklıdır.
Bu nedenle
farklı bir
kurumda
çalışma
şekillerinin
o ortama
göre
düzenlenmesi
gerekmektedir.
Eski
sendikamızda
bize
sağlanan
sosyal
hakların
hepsi yerine
getirildi
mi? Hayır
getirilmedi.
Mesela,
normalde
kreş olayı
vardır.
Bayan işçi
sayısı 150
kişiden
fazla olan
işyerlerinde
mutlaka kreş
açma
zorunluluğu
vardır. Ama
bizde bu
uygulanmadı.
Ben on
senedir bu
kurumdayım,
ama böyle
bir
uygulamayı
görmedim.
SPİKER-
Verdiğiniz
rakamlar
işyerinizde
mevcut mu?
ŞEYDA NUR
ŞAHİN
(İşçi)-
Tabii ki
mevcut. 900
küsura yakın
bayan
çalışan
arkadaşımız
var kurumda
çalışan.
Bu konuyu
detaylandırabilirim,
ama bir işçi
olarak daha
fazla
ayrıntıya
girmek
istemiyorum.
Bu konuda
uzmanlarının
katılımıyla
bir
sempozyum
yapmayı
düşünüyoruz.
SPİKER-
Sayın ŞAHİN
size Öz
Gıda-İş
Sendikasının
bu konulara
bakışını
nasıl
anlattı? Bu
konuda neler
söyledi?
Neler
yapabileceklerini
ifade etti?
ŞEYDA NUR
ŞAHİN
(İşçi)-
Bugün
teknoloji
devrinde
yaşıyoruz.
İnterneti
açtığımız
zaman,
geçmiş
tarihleri
kolayca
tarayabiliyorsunuz.
Öz Gıda-İş
veya başka
sendikaların
kadınlar
konusunda
neler
yaptıklarını
zaten
görebiliyoruz.
Tabii,
onları
şahsen
tanıdıktan
sonra,
içlerine
girdikten
sonra
güvenimiz
son derece
arttı, daha
fazlalaştı.
Ama biz,
zaten Öz
Gıda-İş’e
araştırarak
üye
olduğumuz
için, sadece
söylemlerle
yetinmedik.
Biz sonuçta
teknik
insanlarız.
Tabii ki
işçiyiz,
bununla da
gurur
duyuyoruz.
Kardeşlerimizle
bir amaç
için, bir
hizmet için
bu yola
girdik. Ama
sonuçta
içimizde
bir, iki,
hatta üç
üniversite
bitiren
insanlar
var. Bunlar
cahil
insanlar
değil.
Pekala kendi
kararlarını
verebilecek
seviyede
insanlar.
Bence bu
konuyu
kapatmamız
gerekiyor.
Yani, bize
bir şey
söylendi de
biz Öz
Gıda-İş’e
üye olduk
değil.
Biz bir
arayış
içerisine
girdik.
Neden böyle
bir arayışın
içerisine
girdik?
Bence asıl
bunun
sorgulanması
lazım. Siz
eğer
21.yüzyılda
yaşıyorsanız
ve yabancı
ülkelerdeki,
Avrupa’daki
holdinglere
bağlı
fabrikalarda
çok modern
görüntüleri
görüyorsanız
televizyonda,
işte farklı
faaliyetler,
sosyal
faaliyetler,
kreşleri
görüyorsanız,
o zaman
doğal olarak
soruyorsunuz
kendinize,
bunlar bizde
neden
olmasın ki?
Öz
Gıda-İş’in
diğer iş
kollarında,
mesela
Kayseri’de
HAK-İŞ
Konfederasyonu’na
bağlı Öz
İplik-İş
Sendikasının
bayanlar
için yapmış
olduğu
projeler
var. O
projeleri
bayanlar
kendileri
üretmişler.
Kreş projesi
gibi bir
sürü
projeleri
var. Bu
projeleri
üretmişler
ve
sendikanın
desteğiyle
de hayata
geçirmişler.
Biz
bakıyoruz,
ÇAYKUR
olarak çok
devasa bir
kuruluşumuz
var. 14 bin
işçi
çalışıyor.
Neredeyse
bir ordu
kadar. Ama
yaptığımız
faaliyetlere
bakıyoruz.
Mesela, biz
Rize’de bir
ilki
gerçekleştirdik.
Öz Gıda-İş
geçtiğimiz
aylarda bize
bir imkan
tanıdı. 1000
kişilik bir
salonda,
Rize İsmail
Karaman
Kültür
Merkezinde
kadın
hakları ile
ilgili bir
sempozyum
düzenledik.
O sempozyum,
tabii ki
daha önce Öz
Gıda-İş’in
yapmış
olduğu
projeleri
içeriyordu.
Ama bilgi
amaçlıydı,
eğitim
amaçlıydı.
Arkadaşlarımız
o kadar çok
ilgi
gösterdiler
ki, biz bu
konuda daha
başka neler
yapabiliriz
diye
düşünmeye
başladık.
SPİKER-
Sayın Mehmet
ŞAHİN,
Aralık
2007’den 12
Haziran
2008’e kadar
gelinen
süreçte,
istifalar
söz konusu
oldu. Biraz
önce de bazı
değişikliklerden
bahsettiniz.
İşte işçi
arkadaşların
istifada
noterde 100
YTL ödemek
zorunda
kalmaları
gibi. İşçi
arkadaşları
zorlayan
parasal bir
değer bu.
Yetkili
olmak için
ÇAYKUR
işçisi
tarafından
çağrıldık,
davet
edildik
diyorsunuz.
Hedef
bakımından
bugün
itibariyle
üye işçi
sayısı
bakımından
gelinen
noktayı
nasıl
değerlendiriyorsunuz?
MEHMET ŞAHİN
(Öz Gıda-İş
Sendikası
Genel
Sekreteri)-
Geldiğimiz
noktadan son
derece
memnunum.
Memnuniyetimin
en açık
ifadesi,
buradaki
işçi
arkadaşlarımın
beyanlarıdır.
Beni mutlu
eden budur.
İşçi
arkadaşların
meselelerine
ne kadar
vakıf
olduklarını
bütün ÇAYKUR
işçileri,
çalışanları
izliyorlar
şu anda.
Bakın, bir
konuya
açıklık
getirerek
sorunuza
cevap
vereceğim.
Biz burada
bir ilki
daha yaptık.
ÇAYKUR’da
çalışan
bayan
arkadaşlarımızın
meseleleriyle
yakından
ilgilendik.
Bunun en
yakın şahidi
onlardır.
İlk
yaptığımız,
burada
açtığımız
şubede bayan
arkadaşlarımıza
bir oda
ayırmak
oldu. Bir
kadınlar
kolu kurduk.
Onlara sözüm
şu: Yarın
yetkiyi
aldığımızda,
profesyonel
şubelerde
bayan
arkadaşlara
birer tane
kontenjan
ayıracağım.
Yetkili
organlarda
bayan
arkadaşlarımızdan
sendikacılarımız
olacak. Eğer
onlar
olursa,
bayan
arkadaşların
sorunlarını
çok daha iyi
savunabilirler,
bu işe çok
daha iyi
katkı
verebilirler.
Bayanlarımızın
olduğu
yerlerde
düzen
vardır,
bereket
vardır. Biz
her yerde
bunun
faydasını
gördük.
İnşallah,
bölgede de,
ÇAYKUR’da da
örgütlenmeyi
tamamladığımızda,
sendikamızın
yetkili
organlarında
ÇAYKUR’da
çalışan işçi
arkadaşlarımızdan
birileri
mutlaka
olacak.
Şeyda Nur
|