ET SEKTÖRÜNDEKİ KRİZ AŞILMALIDIR...
Son aylarda Et fiyatlarında görülen fahiş fiyat artışı farklı tartışmaları da beraberinde getirdi. Bu tartışmalar arasında "et ithalatının serbest bırakılması" önerisi en göze batanlarının başında gelmektedir. Hemen başında söylemek gerekirse kategorik olarak "serbest piyasa ekonomisine" bazı çekincelerimizle karşı olmadığımızı belirtmek isteriz.
Bu konuda kendi önerimizi yapmadan önce et ve hayvancılık sektöründe bu durumlara nasıl gelindiğine bakmakta yarar görmekteyiz.
Bilindiği üzere et ve hayvancılıkta hükümetlerin uyguladığı ithalat yasağı devam etmektedir. Bu yasağın amacı ülke çapında hayvancılığın ve besiciliğin gelişmesi ve güçlenmesine katkı sağlamak olarak biliniyor. Ancak sürdürülmekte olan ithalat yasağı maalesef istenilen sonuçları vermemekte, Türkiye canlı hayvan üretiminde istenilen performansa ulaşamamaktadır.
Bugün Avrupa ülkelerinde 4-5 dolar olan kırmızı et fiyatları, Türkiye'de neredeyse kilosu 20 dolar seviyelerine kadar yaklaştı. Zaten kişi başı 15 kg'ın biraz üstünde olan yıllık et tüketimi bu aşırı fiyat artışlarından sonra 10 kg'ın altına düşmeye başladı.
Bu duruma gelinmesine neden olan başka faktörlerin olduğu bilinmektedir. Bilindiği üzere 2006 ve 2007 yılında baş gösteren kuraklık nedeniyle yem fiyatlarında %100'e varan önemli artışlar meydana geldi. Birde buna petrol fiyatlarındaki artış nedeniyle tarım ürünlerinden elde edilen bio-yakıt üretimi sonucu ithal yem fiyatlarındaki artış eklenince, hayvancılık ve et sektörü bundan olumsuz etkilendi.
Ayrıca süt sektöründe ortaya çıkan fiyatlama sorunu nedeniyle çoğu süt üreticisinin sütlük ineğini kesmesinin yarattığı etkiyi dikkate alırsak, bugün et sektörünün kriz içine giren durumunu daha iyi anlamış oluruz.
Bu kriz nedeniyle özellikle et ve et mamulü üreten işletmelerimiz oldukça zor durumda bulunmaktadır. Bu işletmeler iflasın eşiğine gelmiş durumdadır. Bu bakımdan çalışan işçiler ise işsizlik tehdidi altında çalışmaktadırlar.
Sendikamız hayvancılık, besicilik ve et sektörümüzün içine düştüğü bu krizden günü kurtaracak önlemlerle çıkılamayacağına, Krizin yapısal politikalar ve programlarla aşılabileceğine inanmaktadır.
Sendikamızın yıllardır örgütlü olduğu Et-Balık Kurumunun bu ve benzer nedenlerin ortaya çıkmaması için özelleştirilmesinden vazgeçilmesini istemesinin haklılığının, bu kriz dolayısıyla bir kez daha anlaşıldığı inancındayız.
Bu bakımdan hükümet tarafından hayvancılık, besicilik ve et sektörüne bir bütün olarak bakılması ve desteklenmesi gerekmektedir.
Bu nedenle;
1.Hükümet sektörü desteklemek için ilave bütçe oluşturmalıdır. Bu bütçe desteğini Et-Balık Kurumu proje bazında hayat geçirmelidir.
2.Krizin aşılmasında Bakanlık gözetiminde ve planlaması ile özellikle damızlık canlı hayvan ithalatı ihtiyaca uygun yapılmalıdır.
3.Hükümetin et, süt gibi temel besin ürünlerinin fiyatlarını dengelemek bu ve benzer krizler karşısında tüketici ve üretici lehine piyasa düzenleyici mekanizmalarla sektörü sürekli desteklemelidir.
4.Hükümet et ürünlerinde %8 olan KDV oranını %3'e indirmelidir.
5.Et-Balık Kurumunun et sektörünün regülasyonunda daha etkin bir role kavuşturmak için etkin bir piyasa oyuncusu durumuna getirecek önlemlerin Hükümet tarafından alınması için adımlar atılmalıdır.
6.Hükümet et sektöründe fiyat spekülasyonlarını önleyecek tedbirleri almalı, başta ülkeye kaçak olarak giren canlı hayvan ve hazır etlere karşı alınan önlemleri etkin duruma getirmeli, buna uygun denetimleri sonuç alıcı biçimde sıklaştırmalıdır.
7.Hükümet hayvancılık ve et sektörünü bir an önce AB hayvancılık ve gıda güvenliği standartlarına yükseltecek düzenlemeleri ve uygulamaları hayata geçirmelidir.
Kamuoyuna duyurulur.
Saygılarımızla
ÖZ GIDA-İŞ SENDİKASI
GENEL YÖNETİM KURULU





























































