Mustafa Türkel durdu, durdu yine yumurtladı. Nasıl mı?
Türkel her nedense Rize'ye gitmiş. Merak ediyoruz bu bir turistik seyahat olsa bunu anlarız. Ancak öyle değil Rize'ye giderek "kimsenin katılamadığı" basın toplantısı yapması bu ziyaretin bir turistik gezi olmadığını bize anlatıyor.Bizde Türkel'e tavsiye ediyoruz. Çay-Kur için "evimiz" diyebilecek kadar pişkin açıklamalar yapmasın, çünkü Rize, Türkel için artık turistik gezi yapabileceği güzel bir doğu Karadeniz kentinden başka bir şey ifade etmemektedir.
Baksanıza toplantıda Türkel "Çay-Kur yetki davası dosyasının Rize İdari Mahkemesine gelmesini bekliyoruz." diyor. Yani kente turist olarak gelmiş bir insan gibi kendi üstüne elzem olmayan konularda açıklamalarda bulunulduğu zaman böyle "kel alaka" açıklamalar yapılabiliyor.
Doğrusunu biz söyleyelim; Çay-Kur yetki davasına Rize İdari Mahkemeleri değil, Rize Asliye Hukuk Mahkemeleri bakacaktır. Zaten bunlar daha öncede Çay-Kur yetki itirazlarını yaptığımız ikazlara rağmen Ankara İş Mahkemelerine yaparak sendika olarak kendi alanlarındaki yargı usullerini bilmediklerini ispat etmişlerdi. Sendikacılık kimlerin elinde kaldı bakar mısınız!..
Ne diyelim Allah Tek Gıda-İş üyelerini böyle cahil sendikacıların elinden kurtarsın. Tabi önce bu sendikadan Çay-Kur işçileri kurtulacak sonra diğerleri.
Türkel Tekel işçilerine de ihanet etti. 78 gün sonunda Tekel işçilerinin sorunları için hiç sonuç alınmamışken Türkel eylem çadırlarını kaldırttı. Şimdi de diyor ki "Tekel işçileri sekiz ay asgari ücretin iki katı maaş alacaklar" peki sen bu eylemleri bunun için mi yaptın diye adama sormazlar mı? Sormazlar mı sekiz ay geçtikten sonra Tekel işçilerinin hali ne olacak diye. Türkel Tekel işçilerine sahtekarlık yapıyor. Ve diyor ki "4/C'yi Anayasa Mahkemesi % 99iptal edecek" kadı sen misin be mübarek, hangi yetki ile kendini mahkemenin yerine koyarak, mahkemenin vereceği kararı nereden biliyorsun demezler mi adama. Türkel tüm bunları Tekel işçilerini avutmak için yapıyor. Türkel Tekel dosyasını bundan on sene önce kapadı, kapadı çünkü Türkel'in Tekel işçilerinin sorunlarını çözme niyeti olsaydı on yıl kulağının üzerine yatmazdı. Şimdi atı alan çoktan Üsküdar'ı geçti.
Türkel kendi suç ve hatalarını dışarıda aramayı kendine adet edinmiş biri.
Örneğin Tekel işçilerinin sorunlarının çözümündeki suçunu Türk-İş'e yükleyerek Türk-İş Genel Sekreterliğinden istifa etmesi ve sonrada 1 Mayıs mitinginde "Tekel işçisi görünümlü çapulcuların " Türk-İş Genel Başkanı Mustafa Kumlu'nun üzerine saldırması bu nedenle olan gelişmelerdir.
Türkel'in sendikacılığı fiilen bitmiştir. Çay-Kur için kendisinden başka kimseye çamur atmasın, Çay-Kur'u 50 bin işçiden 14 bin işçiye düşüren kim?, Çay-Kur'da sendikacılıktan başka her türlü "karışık" işleri yapan kim? Çay-Kur işçileri bu ve benzer nedenlerle ve Tek Gıda-İş ve Türkel'in "işe yaramaz" sahte sendikacılıklarının yüzünden Öz Gıda-İş'te örgütlendiler.
Bir diğer açıklamasında bazı Öz Gıdalıları sendikaya geri almayacağını söylemiş. Öz Gıda İş olarak biz diyoruz ki Çaykur kimliği taşıyan bütün arkadaşlarımızı bu çatı altında görmekten memnun olacağız. Kapımız işçi olan herkese açıktır.
Zaten aramızdaki fark da budur.
Türkel son olarak yine Sayın Genel Başkanımız Salim Uslu'ya dil uzatmış ve "sahtekar" diyerek hakarette bulunmuştur. Başkanımıza dil uzatmak kimsenin haddi değil, uzatanın haddini yargı yoluyla bildireceğiz. Son olarak sahtekarlığı kendine iş edinmiş olan Türkel'in başkalarına dil uzatması, kendisini temize çıkarmaya yetmeyecektir.
Bu vesile ile 2010 yılı çay kampanyasının başta çalışanlarımıza, Bölge halkına ve ülkemize hayırlı olmasını dileriz.
Basın Bürosu





























































